ABD Kongresi'nde önemli bir isim, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik artan saldırgan politikalarının bir sonucu olarak 'kendi yarattığı bir krizle' karşı karşıya olduğunu söyledi. Demokrat Temsilci Ro Khanna, Orta Doğu'da tırmanan gerilimin sorumlusunun doğrudan Trump yönetimi olduğunu belirterek, Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan çekilme kararının ve İran'a uygulanan azami baskı politikalarının felakete giden yolu açtığını ifade etti.
Krizin arka planı: Anlaşmadan çekilme ve azami baskı
Khanna, Trump'ın 2018'de İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) tek taraflı çekilmesini ve ardından uygulanan sert ekonomik yaptırımları hatırlatarak, bu adımların İran'ı köşeye sıkıştırdığını ve bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisini artırdığını söyledi. 'Bu kriz, düşmanlığın azaltılması için atılan diplomasi köprülerinin yıkılmasıyla başladı. Şimdi savaşın eşiğine geldik' dedi.
ABD'nin geçtiğimiz haftalarda İran'a yönelik hava saldırıları ve Husi hedeflerine yönelik operasyonları, bölgede tansiyonu iyice yükseltti. Khanna, Kongre'nin savaş yetkisini devretmeden askeri güç kullanımının anayasaya aykırı olduğunu vurguladı ve Trump'ı kongre onayı olmadan tek taraflı saldırı başlatmakla suçladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Amerikalı yetkililer, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerin devam ettiğini ancak askeri seçeneğin son çare olması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırının bölgeyi kaosa sürükleyebileceği ve küresel enerji piyasalarını altüst edebileceği belirtiliyor. Uzmanlar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefiklerinin de bu gerilimden doğrudan etkileneceğine dikkat çekiyor.
Trump yönetiminin İran konusundaki tutumu, Avrupalı müttefiklerle de ciddi bir ayrışmaya neden oldu. Fransa, Almanya ve İngiltere, JCPOA'nın korunmasından yana tavır koyarken, ABD'nin azami baskı politikasının daha fazla istikrarsızlık yaratacağını dile getiriyor. Bu durum, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim kaynağı oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir çatışma riski anlamına geliyor. Türkiye, İran ile ekonomik ve enerji alanlarında önemli bağlara sahip; olası bir savaş, mülteci akınlarına ve bölgesel istikrarsızlığa yol açabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları Türk şirketlerini olumsuz etkileyebilir. Ankara, diplomasiye öncelik verilmesini savunurken, bölgede kalıcı barışın sağlanması için taraflara itidal çağrısı yapıyor. Bu kriz, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri gözetme politikasını daha da kritik hale getiriyor.