İran, ABD’nin Lübnan’da ateşkes sağlama çabaları sürerken, ülkenin batı ve kuzeybatı bölgelerinde Kürt ayrılıkçı grupların artan saldırılarıyla yeni bir askeri cephe açılması riskiyle karşı karşıya. Eski bir ABD’li yetkilinin Newsweek’e yaptığı açıklamaya göre, “Kürtlerin oluşturduğu tehlike şu an değil, ileride yolun sonunda büyüyecek.” İran Devrim Muhafızları, son haftalarda Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki üslerden faaliyet gösteren silahlı Kürt gruplara yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı. Özellikle İran Kürdistanı olarak bilinen bölgelerde, İran-PKK’sı (PJAK) ve Kürdistan Özgür Yaşam Partisi gibi örgütlerin eylemleri artış gösteriyor. Bu gelişme, ABD’nin bölgedeki ateşkes diplomasisiyle eş zamanlı olarak İran’ın güvenlik endişelerini katlıyor.
Gelişmenin arka planı
İran, yıllardır Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki dağlık bölgeleri kullanarak sınır ötesi operasyonlar düzenleyen Kürt ayrılıkçı gruplarla mücadele ediyor. PJAK, 2004 yılında kuruldu ve İran’da Kürt nüfusun yoğun olduğu Batı Azerbaycan, Kürdistan ve Kirmanşah eyaletlerinde faaliyet gösteriyor. Son aylarda bu grupların saldırılarının sıklığı ve şiddeti arttı. İran resmi haber ajansı İRNA’ya göre, Devrim Muhafızları Kasım ayı boyunca bu gruplara ait olduğu iddia edilen onlarca hedefi topçu ateşi ve insansız hava araçlarıyla vurdu. İran ayrıca Irak merkezi hükümetine, PKK ve PJAK unsurlarının Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki varlığının sonlandırılması için baskı yapıyor. Ne var ki, Bağdat’ın bölge üzerindeki kontrolü sınırlı.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD’nin Gazze ve Lübnan’da ateşkes sağlama çabaları, İran’ın dikkatini Batı sınırlarına yöneltmesine neden oldu. Uzmanlar, Tahran’ın bir yandan nükleer müzakerelerde ABD ile gerilimi yönetmeye çalışırken, diğer yandan iç güvenlik tehditlerine karşı daha sert önlemler aldığını belirtiyor. Ortadoğu’daki Kürt grupların İran’a yönelik eylemleri, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve PKK ile bağlantılı yapıların faaliyetleri nedeniyle Ankara’yı da yakından ilgilendiriyor. İran’ın sınır ötesi operasyonları, Türkiye’nin Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı yürüttüğü operasyonlarla benzerlik taşıyor. Bu durum, iki ülke arasında gayrı resmi bir koordinasyon potansiyeli doğuruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki Kürt ayrılıkçı hareketlerin canlanması, Türkiye için iki ucu keskin bir kılıç. Bir yandan PKK’nın İran kolu olan PJAK’ın eylemleri, Ankara’nın PKK ile mücadelesinde İran’ı ortak bir düşman cephesine itebilir. Nitekim Türkiye ve İran, geçmişte PKK ve PJAK’a karşı sınır ötesi operasyonlarda bilgi paylaşımı yapmıştır. Öte yandan, İran’ın Kürt bölgelerine yönelik baskıcı politikaları bölgesel istikrarsızlığı artırabilir ve bu durum Türkiye’nin güneydoğusuna sıçrayabilecek yeni göç dalgalarına yol açabilir. Türk dış politikası, bu dengeyi gözeterek İran ile hem iş birliği hem de sınır güvenliği önlemlerini artırmak zorundadır.