Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, ülkesi ile İsrail arasında imzalanan deniz sınırı çerçeve anlaşmasını savunarak, bu adımın Lübnan'ın egemenlik haklarını koruduğunu ve ekonomik çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti. Avn, anlaşmanın Lübnan'ın güney sularındaki potansiyel doğal gaz kaynaklarının işletilmesine olanak tanıdığını ifade ederken, eleştirilere de yanıt verdi. Lübnan'da siyasi kriz ve ekonomik çöküşün gölgesinde tartışma yaratan anlaşma, ABD arabuluculuğunda geçen yıl varılmıştı.
Anlaşmanın İçeriği ve Arka Plan
ABD'nin arabuluculuğunda 27 Ekim 2022'de imzalanan anlaşma, iki ülke arasında 860 kilometrekarelik deniz alanında sınır ihtilafını çözüme kavuşturuyor. Anlaşma, Lübnan'ın Keşif Bloku 9'daki haklarını tanırken, İsrail'in Karish gaz sahasındaki faaliyetlerini de güvence altına alıyor. Avn, anlaşmanın Lübnan'ın doğal kaynaklarından yararlanması için bir fırsat olduğunu vurguladı. Ancak Hizbullah ve bazı siyasi gruplar, anlaşmayı İsrail ile normalleşme olarak nitelendirerek sert şekilde eleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu anlaşma, Doğu Akdeniz'de enerji keşifleri ve bölgesel ittifaklar bağlamında kritik öneme sahip. İsrail ve Lübnan arasında 2006'daki savaştan bu yana ilk resmi işbirliği belgesi olan anlaşma, ABD ve Avrupa Birliği tarafından memnuniyetle karşılandı. Anlaşma, aynı zamanda Türkiye'nin de Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Bölgede yeni bir deniz sınırı hukuku yaratabilecek bu çerçeve, Mısır, Yunanistan ve İsrail arasındaki enerji ittifakını güçlendirirken, Türkiye ile Doğu Akdeniz'deki gerilimleri de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için bu anlaşma, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ve enerji kaynaklarının paylaşımı açısından iki yönlü bir öneme sahip. Bir yandan, benzer bir modelin Türkiye ile komşuları arasındaki anlaşmazlıklara örnek teşkil edebileceği düşünülebilir; ancak öte yandan, anlaşmanın İsrail-Mısır-Yunanistan eksenini güçlendirmesi, Türkiye'nin bölgedeki izolasyonunu derinleştirebilir. Türkiye, anlaşmayı resmen desteklemese de, Lübnan'ın ekonomik rahatlama arayışını anlayışla karşılıyor. Bu gelişme, Ankara'nın Doğu Akdeniz'de daha dengeli bir politika izlemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.