İran siyasetinde tarihi bir dönemeç yaşanıyor. Ülkenin 1989'dan bu yana en güçlü ismi olan Dini Lider Ali Hamenei’nin vefatının ardından, İran’ın iç ve dış politikasının nasıl şekilleneceği merak konusu. Hamenei'nin cenaze törenine milyonlar akın ederken, Tahran yönetimi bir yandan ABD ile dolaylı müzakerelere devam ediyor. Geçtiğimiz ay imzalanan geçici ateşkesin ardından iki ülke arasında inişli çıkışlı bir ilişki sürüyor. Katar'ın başkenti Doha'da bu hafta yapılan görüşmelerde taraflar doğrudan değil, arabulucular aracılığıyla temasta bulundu. Ancak tüm gözler şimdi Tahran'da yeni liderin kim olacağına ve izleyeceği politikaya çevrilmiş durumda.
Yeni Lider Arayışı ve İç Siyaset
Hamenei'nin yerine geçecek isim, İran'ın siyasi sistemindeki en kritik karar olacak. Uzmanlara göre, mevcut Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Muhafızlar Konseyi Başkanı Ahmed Cenneti gibi isimler ön plana çıkarken, Hamenei'nin oğlu Mücteba'nın da adı geçiyor. Ancak sürecin nasıl işleyeceği, Uzmanlar Meclisi'nin alacağı karara bağlı. Yeni liderin iç politikada muhafazakâr çizgiyi devam ettirmesi beklenirken, genç nüfusun ve kadınların taleplerine ne kadar yanıt vereceği belirsiz. Ekonomik yaptırımlar ve yükselen enflasyon, halk arasında huzursuzluğu artırırken, yeni liderin ekonomik reformlara ne kadar açık olacağı merak ediliyor.
Öte yandan, dini liderin değişmesi İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçleriyle ilişkisini de doğrudan etkileyecek. Devrim Muhafızları'nın siyasi nüfuzu ve ekonomideki ağırlığı, yeni liderin atacağı adımlarla yeniden şekillenebilir.
ABD ile İlişkiler ve Bölgesel Dengeler
İran'da lider değişimi, ABD ile varılan geçici ateşkesin geleceğini de belirleyecek. Doha'daki dolaylı görüşmelerde tarafların nükleer anlaşma ve bölgesel güvenlik konularında ilerleme kaydetmeye çalıştığı bildiriliyor. Ancak Washington yönetimi, yeni liderin tutumunu netleştirene kadar temkinli bir bekleyiş sürdürecek gibi görünüyor. Bölgede Suudi Arabistan ile normalleşme süreci, Yemen'deki ateşkes ve Irak'taki İran etkisi de bu değişimden doğrudan etkilenecek. İsrail ise İran'ın nükleer programına yönelik askeri seçenekleri masada tutarken, yeni liderin Tahran'ın stratejik sabrını sürdürüp sürdürmeyeceğini izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki lider değişimi, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Ankara, Tahran ile Suriye, Irak ve Kafkasya'da rekabet ve iş birliğini bir arada yürütüyor. Yeni dini liderin dış politikada daha pragmatik veya daha ideolojik bir çizgi izlemesi, Türkiye'nin bölgesel hesaplarını doğrudan etkileyecek. Özellikle PKK/PYD ile mücadelede İran'ın tutumu ve enerji koridorlarındaki rolü kritik. Ayrıca İran ile ticaret hacmi ve doğalgaz anlaşmaları, yeni dönemde ekonominin önemli parametreleri arasında yer alıyor. Türkiye, bu süreçte hem ABD ile ilişkilerini dengelemek hem de İran'daki istikrarı korumak için esnek bir diplomasi yürütmek zorunda.