ABD yönetimi, İran'a yönelik "azami baskı" politikasını daha da derinleştirecek yeni yaptırım paketlerini devreye almayı planlıyor. Ekonomi kategorisinde değerlendirilen bu hamle, İran'ın petrol ihracatını ve finansal bağlantılarını daha da kısıtlamayı hedefliyor. The Economist'in günlük podcast'inde ele alınan gelişmeye göre, Washington yönetimi mevcut yaptırımların etkisini artırmak için ikincil yaptırımlara ve enerji sektörüne yönelik daha sert önlemlere yönelebilir. Bu politikanın küresel petrol arzı, fiyatlar ve Asya'daki alıcılar üzerinde önemli sonuçları olması bekleniyor.
Azami Baskının Arka Planı ve Yeni Yaptırımlar
ABD'nin İran'a yönelik "azami baskı" stratejisi ilk olarak 2018'de Donald Trump döneminde, ülkenin nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilmesiyle başlamıştı. O dönemde İran'ın petrol ihracatını sıfıra indirme hedefi konmuş, ancak İran çeşitli yollarla (karanlık filo tankerleri, Çin ve komşu ülkelere yapılan gizli sevkiyatlar) ihracatını sürdürmeyi başarmıştı. Joe Biden yönetimi ise önce diplomasiyi denese de, İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırması ve bölgesel milis güçlerini desteklemesi nedeniyle yaptırımları gevşetmedi; hatta zaman zaman genişletti.
Şimdi ise yeni bir dalga gündemde. Podcast'te "Even-more-maximum pressure" (daha da azami baskı) ifadesiyle duyurulan bu adımın, İran'ın petrol gelirlerini daha da kısıtlamak, döviz rezervlerini eritmek ve ülkeyi nükleer programında geri adım atmaya zorlamak amacıyla tasarlandığı belirtiliyor. Yaptırımların özellikle İran Devrim Muhafızları'na bağlı şirketler, liman işletmeleri ve deniz taşımacılığı ağları üzerinde yoğunlaşması bekleniyor. Ayrıca, İran petrolünü alan ülkelere yönelik ikincil yaptırım tehdidi de masada.
Uzmanlara göre, bu hamle İran ekonomisinde enflasyonu daha da artırabilir, yerel para birimi riyali değersizleştirebilir ve halkın geçim koşullarını zorlayabilir. Ancak Tahran yönetiminin şimdiye kadar yaptırımlara direnç gösterdiği, hatta yeni ticaret koridorları ve Asya ülkeleriyle ilişkileri derinleştirerek bu baskıyı aşmaya çalıştığı biliniyor. Çin, Rusya ve bazı bölge ülkeleriyle yapılan enerji anlaşmaları, İran'ın tamamen izole edilmesini engelliyor.
Küresel Boyut: Petrol, Ticaret ve Jeopolitik
İran'a yönelik yeni yaptırımların küresel petrol piyasaları üzerinde dalgalanma yaratması muhtemel. İran, günlük 1-1,5 milyon varil civarında petrol ihraç ediyor; bunun büyük kısmı Çin'e gidiyor. Yaptırımların sıkılaşması, bu sevkiyatları daha da zorlaştırabilir ve küresel arzda daralma yaratarak fiyatları yukarı çekebilir. Ancak OPEC+ ülkelerinin devreye girmesi veya diğer üreticilerin üretimi artırmasıyla bu etki dengelenebilir. Yine de jeopolitik risk primi, petrol fiyatlarına yansıyabilir.
Bölgesel açıdan, İran'ın nükleer programı ve füze denemeleri, İsrail ve Körfez ülkeleri için güvenlik tehdidi olarak görülmeye devam ediyor. ABD'nin yaptırımları sıkılaştırması, İran'ın bölgesel milisleri (Hizbullah, Husiler, Haşdi Şabi) üzerindeki etkisini azaltmayı amaçlıyor. Fakat bu durum, İran'ın daha agresif bir dış politika izlemesine ve bölgede gerilimin tırmanmasına yol açabilir. Son aylarda İran'ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerini yüzde 60 saflığa çıkarması ve UAEA ile işbirliğini kısıtlaması, Batı'nın endişelerini artırıyor.
Öte yandan, yaptırımların küresel ticaret üzerindeki etkisi de önemli. İran'la iş yapan Avrupalı şirketler ve Asyalı alıcılar, ABD yaptırımlarına yakalanmamak için ticaretlerini askıya alabilir. Bu da İran'ın ekonomik olarak daha da zorlanmasına neden olabilir. Ancak Çin ve Rusya'nın yaptırımlara karşı ortak bir duruş sergilemesi ve alternatif ödeme sistemleri (INSTEX benzeri) geliştirmesi, yaptırımların etkinliğini sınırlayabilir.
Podcast'te ayrıca Filipinler'in offshoring (dış kaynak kullanımı) endüstrisinin yapay zekâya rağmen büyümeye devam ettiği ve en yüksek ücretin nerede alındığı konuları da ele alınıyor. Bu, küresel ekonomideki iş gücü dinamiklerine işaret ediyor. Ancak İran yaptırımları, jeopolitik ve ekonomik etkileriyle daha geniş yankı uyandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'a yönelik yeni yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ithalatı ve bölgesel ticareti açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran'dan doğalgaz alıyor ve İran önemli bir ticaret ortağı. Yaptırımların sıkılaşması, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini riske atabilir ve iki ülke arasındaki ticaret hacmini düşürebilir. Ayrıca ABD'nin ikincil yaptırım tehdidi, Türk şirketlerini İran'la iş yapmaktan caydırabilir. Bu durum, Türkiye'nin ekonomik çıkarları ile ABD ile ilişkileri arasında denge kurmasını gerektiriyor. Bölgesel istikrar açısından da İran'ın daha da köşeye sıkışması, Orta Doğu'da gerilimi artırabilir. Türkiye, diplomatik kanalları açık tutarak hem yaptırımların etkisini azaltmaya hem de bölgesel barışı korumaya çalışmalı.