İran, 14 Temmuz'da Ürdün'deki bir ABD hava üssüne balistik füzelerle saldırırken, ABD beş saat süren hava operasyonlarında İran hedeflerini vurdu. Hürmüz Boğazı'nın kontrolü için verilen mücadele, bölgedeki gerilimi tırmanma noktasına getirdi. Reuters'ın aktardığına göre, Kahire, Dubai ve Vaşington'dan Enas Alashray, Elwely Elwelly, Tala Ramadan ve Katharine Jackson imzalı haberde, taraflar arasındaki çatışmanın stratejik su yolunda yoğunlaştığı belirtiliyor.
Doğrudan çatışmanın başlangıcı
Olaylar, İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'nda bir ABD savaş gemisine el koyma girişiminin başarısız olmasının ardından başladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, İran'a ait sürat teknelerinin ABD Donanması'na ait USS Mason'a tacizde bulunduğunu, bunun üzerine ABD savaş uçaklarının bölgeye sevk edildiğini duyurdu. İran ise kendi gemilerinin uluslararası sularda rutin devriye görevi yaptığını savundu. Gerilim, Tahran'ın ABD'nin bölgedeki varlığına karşı misilleme tehdidinde bulunmasıyla daha da arttı. Salı günü İran, Ürdün'deki El-Mafrak Hava Üssü'ne balistik füzeler fırlattı; üste bulunan ABD askerleri sığınaklara yönlendirildi. ABD tarafı hemen karşılık verdi ve İran'ın Basra Körfezi'ndeki iki füze rampası ile bir radar istasyonunu imha ettiğini açıkladı.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su geçişidir. İran daha önce defalarca boğazı kapatmakla tehdit etmişti. Bu kez, İran'ın adımları daha somut bir şekilde tırmanma sinyali veriyor. ABD, bölgede uçuşa yasak bölge ilan ettiğini ve ticari gemilere eşlik etmek üzere savaş gemileri konuşlandırdığını duyurdu. CENTCOM Komutanı General Michael Kurilla, "ABD, müttefiklerimizle birlikte Hürmüz Boğazı'nda serbest seyrüseferi sağlamak için her türlü tedbiri almıştır. İran'a hiçbir yanlış hesabın alan bırakmayacağız," ifadelerini kullandı. Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan da "Bölgesel güçler, yabancı güçlerin varlığına son verme konusunda kararlıdır. ABD'nin saldırganlığına gereken cevabı vereceğiz," dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışma, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Körfez ülkelerinde endişeyle karşılandı. Petrol fiyatları varil başına 5 dolar artarak 87 dolara yükseldi. Küresel piyasalarda belirsizlik hakimken, İsrail ve Filistin'deki gerilimle eş zamanlı olması dikkat çekiyor. ABD, İran'ın nükleer programından da endişe duyuyor ve BM Güvenlik Konseyi'nden acil toplantı talep etti. İran'ın saldırıda kullandığı füzelerin menzil ve hassasiyeti, Tahran'ın askeri kapasitesindeki artışa işaret ediyor. Uzmanlar, İran'ın bu saldırıyla ABD'ye karşı doğrudan askeri angajmana girme eşiğini düşürdüğünü ifade ediyor.
Rusya ve Çin, ABD'yi "bölgedeki provokasyonlara" son vermeye çağırdı. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Hürmüz Boğazı'nda tansiyonun düşürülmesi tüm tarafların çıkarınadır" dedi. ABD ise İran'a yeni yaptırımlar hazırlığında olduğunu duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gerilim, Türkiye için enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılamaktadır. Boğazın kapanması durumunda petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye ekonomisine doğrudan yansıyacaktır. Ayrıca, ABD-İran çatışmasının büyümesi, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir kriz alanı oluşturabilir. Türkiye, hem İran'la hem de ABD'yle ilişkilerini dengelemek durumundadır. NATO müttefiki olarak ABD'nin yanında yer alması beklenirken, İran ile enerji ve ticaret bağları da göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle Ankara'nın, çatışmayı tırmandırmayacak diplomatik girişimlerde bulunması beklenir.