İran, artan savaş ölümleri ve çift haneli enflasyonun pençesinde boğuşurken, toplumun her kesiminde derin bir umutsuzluk hüküm sürüyor. Ekonomi adeta çökerken, hükümet yanlısı ve karşıtı İranlılar arasında ortak bir duygu var: çaresizlik. Rejim değişikliği umudu taşıyanlar için ise hayal kırıklığı her geçen gün daha da derinleşiyor. Başkent Tahran başta olmak üzere birçok kentte, temel ihtiyaç maddelerine ulaşmak giderek zorlaşırken, döviz kurlarındaki rekor yükseliş alım gücünü eritiyor.
Ekonomik kriz ve sosyal çöküş
İran Merkez Bankası verilerine göre, yıllık enflasyon oranı yüzde 40'ın üzerinde seyrediyor. Gıda fiyatları ise yüzde 60'a varan artışlarla halkın belini büküyor. Yaptırımların ağırlaştırdığı ekonomik koşullar, işsizliği yüzde 12'ye, genç işsizliğini ise yüzde 25'e çıkarmış durumda. Tahranlı bir esnaf, "Artık kimsenin alışverişe gücü yetmiyor. Dükkanlar boş, insanlar sokaklarda çaresiz" diyor.
Ekonomik kriz, sosyal dokuyu da derinden sarsıyor. Artan boşanma oranları, ruhsal sorunlar ve intihar vakaları, toplumda alarm zillerini çaldırıyor. Uzmanlar, özellikle genç nüfus arasında umutsuzluğun giderek yaygınlaştığını belirtiyor. Bir üniversite öğrencisi, "Gelecek diye bir şey kalmadı. Sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'daki bu derin kriz, yalnızca iç dinamiklerle sınırlı kalmıyor. Bölgesel güç dengelerini de etkileyen gelişmeler, komşu ülkelerde de tedirginlik yaratıyor. Petrol ve doğalgaz ihracatındaki düşüş, küresel enerji piyasalarında arz endişelerine yol açarken, İran'ın nükleer programı ve bölgesel vekil güçlerle ilişkileri uluslararası toplumun yakın takibinde. ABD ve Avrupa Birliği, yaptırımların dozunu artırırken, Çin ve Rusya'nın Tahran'a desteği sürüyor. Ancak bu destek, ekonomik krizi hafifletmeye yetmiyor.
Uzmanlar, İran'daki istikrarsızlığın bölgeye yayılma riskine dikkat çekiyor. Afganistan, Pakistan ve Irak gibi komşu ülkelerdeki mülteci akınları ve uyuşturucu ticareti, zaten kırılgan olan bölgesel dengeyi daha da bozabilir. Öte yandan, İran içindeki kitlesel protestolar, rejimin meşruiyetini sorgulatırken, muhalefetin örgütlenme ve etkili bir alternatif sunma konusundaki yetersizliği, siyasi belirsizliği derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik çöküş ve toplumsal umutsuzluk, Türkiye için doğrudan ve dolaylı sonuçlar doğuruyor. Ticari açıdan bakıldığında, İran'ın ithalat talebindeki daralma, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki sınır ticaretini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, İran'da artan enerji fiyatları, Türkiye'nin enerji maliyetlerini yukarı çekebilir. Güvenlik boyutunda ise, istikrarsız bir İran, terör örgütleri ve düzensiz göç için verimli bir zemin oluşturabilir. Türkiye'nin, İran'daki gelişmeleri yakından izlemesi ve olası sığınmacı akınlarına karşı hazırlıklı olması gerekiyor. Diplomatik cephede ise, Ankara'nın Tahran'la dengeli ilişkilerini sürdürmesi, bölgesel krizlerde arabuluculuk rolünü güçlendirebilir.