Geçmiş enflasyon krizlerinin yol açtığı psikolojik “yara izleri” ile İran’daki savaşın tetiklediği jeopolitik şoklar, küresel tüketiciler üzerinde “çifte yara” etkisi yaratıyor. Araştırmalar, bu iki faktörün birleşiminin, fiyatların yükseldiği ancak ekonomik büyümenin yavaşladığı stagflasyon korkularını derinleştirdiğini ortaya koyuyor. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hane halkı harcamalarındaki daralma, küresel talep görünümünü karartıyor.
Stagflasyon Korkusu ve ‘Çifte Yara’nın Kökenleri
Ekonomistler, tüketici güvenindeki kırılganlığın 1970’lerin petrol şoklarına benzer bir “zihinsel yara” oluşturduğunu belirtiyor. O dönemde yaşanan yüksek enflasyon ve durgunluğun anıları, bugün benzer sinyallerle birleşince panik havası yaratıyor. Üstelik İran’daki çatışmaların enerji fiyatlarını yukarı çekmesi, arz zincirlerini sekteye uğratması ve belirsizliği artırması, bu psikolojik sarsıntıyı pekiştiriyor.
Merkez bankalarının faiz artırımlarına rağmen enflasyonun kalıcı olduğu bir ortamda, tüketiciler geleceğe dair karamsar bir tablo çiziyor. Yapılan anketler, hanelerin yalnızca mevcut fiyat artışlarından değil, aynı zamanda gelecekteki gelir kaybı endişesinden de etkilendiğini gösteriyor. Bu durum, talepteki düşüşün üretimi ve istihdamı da vurmasına neden olarak bir kısır döngü yaratıyor.
Küresel Piyasalar ve Bölgesel Yansımalar
İran savaşının petrol ve doğal gaz fiyatlarında yarattığı dalgalanmalar, enerji ithalatçısı ülkeleri cari açık ve maliyet enflasyonuyla karşı karşıya bırakıyor. Özellikle Avrupa ve Asya’daki gelişmekte olan ekonomiler, hem enerji faturalarındaki artış hem de ihracat pazarlarındaki daralma nedeniyle sıkışmış durumda. Öte yandan, savaşın uzaması halinde küresel ticaret yollarının güvenliği de tehdit altında; Hürmüz Boğazı’ndaki gerginlik, navlun maliyetlerini artırıyor.
Analistler, bu ortamda merkez bankalarının para politikalarını gevşetmekte zorlanacağını, çünkü faiz indirimlerinin enflasyonu yeniden körükleyebileceğini vurguluyor. Dolayısıyla tüketiciler, “stagflasyonist bir resesyon” riskiyle yüzleşmeye hazırlıklı olmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran savaşının enerji fiyatları üzerinden Türkiye’yi doğrudan etkileme potansiyeli yüksek. Türkiye doğal gaz ve petrol ithalatında büyük ölçüde Rusya ve İran’a bağımlı; bu nedenle arz kesintileri cari açığı ve enflasyonu tetikleyebilir. Ayrıca, küresel talep daralması ihracatı olumsuz etkileyebilir. Ancak jeopolitik konumu itibarıyla Türkiye, savaştan kaçan sermaye için bir sığınak haline gelebilir ve savunma sanayii gibi sektörlerde talep artışı yaşanabilir. Yine de yüksek enflasyon ve işsizlikle mücadele eden Türkiye için “çifte yara” senaryosu, daha sıkı maliye politikaları ve enerji çeşitlendirmesini zorunlu kılıyor.