Dünyanın ikinci büyük ekonomisi konumundaki Çin, ticaret fazlasında beklenmedik bir daralma yaşarken, aynı zamanda mali kemer sıkma politikalarına yöneliyor. Son verilere göre, Çin'in ticaret fazlası yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 30'dan fazla gerileyerek 98 milyar dolara indi. Bu düşüş, ihracattaki yavaşlama ve ithalatın görece güçlü seyretmesinden kaynaklanıyor. Öte yandan, Pekin yönetimi bütçe açığını kontrol altına almak için harcama kesintilerine giderken, bazı altyapı projeleri erteleniyor ve kamu sektörü maaş artışları sınırlandırılıyor. Bu iki gelişme, Çin ekonomisinin yapısal dönüşümünün yeni sinyalleri olarak yorumlanıyor.
İhracat can çekişiyor, ithalat canlanıyor
Çin ihracatı, küresel talepteki yavaşlama ve jeopolitik gerginliklerin etkisiyle mart ayında yıllık bazda yüzde 7,5 azalarak 234 milyar dolara geriledi. Buna karşın ithalat, ekonomiyi canlandırma çabaları ve emtia fiyatlarındaki düşüş sayesinde yıllık yüzde 1,5 artarak 136 milyar dolara yükseldi. Böylece ticaret fazlası 98 milyar dolara inerek son üç yılın en düşük seviyelerinden birine gerilemiş oldu. Uzmanlar, bu eğilimin önümüzdeki aylarda da sürebileceğini belirtiyor. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği'nin Çin mallarına uyguladığı ek gümrük tarifeleri, ihracatı baskılıyor. Buna karşılık Çin, yeni pazarlar bulmak için Afrika, Latin Amerika ve Orta Asya'ya yönelirken, teknolojik bağımsızlık stratejisi kapsamında yarı iletken ve batarya gibi sektörlerde üretimi yerelleştiriyor.
Ancak Wuhan'dan sonra ekonominin bir başka yönü dikkat çekiyor: Mali disiplin. Çin Devlet Konseyi, 2024 yılı için bütçe açığının GSYH'nin yüzde 3'ünde kalması hedefini koydu. Bu, pandemi sonrası yapılan yüksek harcamaların ardından bir normalleşme olarak görülüyor. Yerel yönetimlere borç limitleri getirilirken, bazı büyük altyapı projelerine fon aktarımı yavaşlatıldı. Uzmanlar, bu durumun kısa vadede büyümeyi yavaşlatabileceğini, ancak uzun vadede sürdürülebilir bir kalkınma için gerekli olduğunu vurguluyor.
Küresel etkiler ve bölgesel boyut
Çin'in ticaret fazlasındaki daralma, küresel ticaret dengesinde önemli sonuçlar doğuruyor. Birincisi, Çin'in daha az ihracat fazlası vermesi, ticaret ortakları üzerindeki baskıyı azaltabilir. Özellikle ABD, Çin'in ticaret fazlasını daha önce manipülatif olarak nitelendirmişti. Şimdi bu daralma, iki ülke arasındaki ticaret gerilimini hafifletebilir. İkincisi, Çin'den gelen ucuz mal arzındaki azalma, küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilir. Çünkü Çin, dünyanın en büyük mal ihracatçısı konumunda. Üçüncüsü, Çin'in mali kemer sıkması, gelişmekte olan ülkelere yönelik altyapı yatırımlarını da etkileyebilir. Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki projeler yeniden değerlendirilirken, Pekin'in daha seçici davrandığı gözleniyor. Bu da Orta Asya, Güney Asya ve Afrika'daki birçok ülke için alternatif finansman kaynakları arayışını hızlandırabilir.
Bölgesel düzeyde, Çin'in bu dönüşümü Asya tedarik zincirlerini yeniden şekillendirebilir. Vietnam, Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkeleri, Çin'den kaynaklı ihracat azalışından olumlu etkilenerek daha fazla yatırım çekebilir. Ancak Çin'in teknolojik bağımsızlık hamlesi, yarı iletken ve ileri imalat alanında rekabeti kızıştırabilir. Tayvan ve Güney Kore gibi ülkeler, Çin'in bu alandaki yükselişine karşı savunma mekanizmaları geliştirmek zorunda kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki bu ekonomik yavaşlama ve mali kemer sıkma, Türkiye için kısa vadede olumsuz bir tablo çiziyor. Çin, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri olup, geçen yıl 35 milyar dolara ulaşan ikili ticaret hacminde Türkiye aleyhine büyük bir açık söz konusu. Çin'den ithalatın azalması, Türkiye'nin dış ticaret açığını bir miktar daraltabilir. Ancak Çin'in büyümesinin yavaşlaması, Türk ihracatçılar için Çin pazarının daralması anlamına gelebilir. Öte yandan, Çin'in Kuşak ve Yol projelerindeki seçici davranışı, Türkiye'nin Orta Koridor girişimine alternatif oluşturabilir. Türkiye, bu boşluğu doldurmak için Avrupa ve Orta Asya arasında bir lojistik merkez olarak konumlanabilir. Sonuç olarak, Çin'deki gelişmeler Türkiye'nin ticaret stratejisini gözden geçirmesini gerektiriyor.