İran ile ABD arasında sıcak çatışmayı önlemek amacıyla Pakistan, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin arabuluculuğunda imzalanan “İslamabad Mutabakat Zaptı”, bölgesel aktörlerin kriz yönetiminde ne kadar istekli olduğunu gösterirken, Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) bu sürecin dışında bıraktı. Körfez İşbirliği Konseyi’nin en etkili üyelerinden biri olan BAE, İran’la tarihsel ticari bağlarına rağmen son yıllarda İsrail normalleşmesi ve Yemen savaşı gibi konularda Suudi Arabistan’dan ayrışan bir çizgi izliyor. Mutabakatın, İran’ın nükleer programına yönelik uluslararası baskıyı hafifletirken Tahran’a ekonomik rahatlama sağlaması bekleniyor.
Mutabakatın Arka Planı ve Tarafların Rolü
İran’ın nükleer faaliyetleri ve ABD’nin Ekim 2023’teki buharı tüten yaptırımları, bölgeyi savaşın eşiğine getirmişti. Pakistan, kendi güvenliğini tehdit eden bir çatışmayı önlemek için arabuluculuk teklif etti. Suudi Arabistan, İran’la yıllardır süren vekalet savaşlarına son vermek ve ekonomik dönüşüm programı Vizyon 2030’a odaklanmak istiyor. Katar, Afganistan’dan Gazze’ye kadar birçok krizde kendini kanıtlamış bir müzakereci olarak masadaydı. Türkiye ise enerji koridoru projeleri ve Karabağ sonrası dengeler nedeniyle İran’la işbirliğine önem veriyor. Mutabakat, İran’ın uranyum zenginleştirmesini %60 seviyesinde sınırlamasını, karşılığında ABD’nin bazı yaptırımları hafifletmesini öngörüyor.
BAE’nin süreç dışında kalmasının birkaç nedeni var: Abu Dabi, İran’la üç adanın (Büyük Tunb, Küçük Tunb ve Ebu Musa) egemenliği konusunda anlaşmazlık yaşıyor. Ayrıca BAE, İsrail’le normalleşme anlaşması (Abraham Accords) sonrası Tahran’la gizli istihbarat paylaşımı yapmakla suçlanıyor. BAE’nin Yemen’deki güney ayrılıkçıları desteklemesi ve Libya’da Hafter’e verdiği destek, İran’ın çıkarlarıyla çatışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mutabakat, Çin ve Rusya’nın da dolaylı olarak desteklediği bir süreç. Pekin, Suudi Arabistan-İran normalleşmesinde oynadığı role benzer şekilde, enerji güvenliği için istikrarlı bir Körfez istiyor. Moskova ise Ukrayna savaşı nedeniyle Batı’yla rekabet halinde olduğu için İran’la askeri işbirliğini derinleştiriyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, seçim öncesi yeni bir Orta Doğu savaşını göze alamıyor, bu yüzden İran’la dolaylı müzakerelere yeşil ışık yakıyor. BAE’nin dışlanması, İran’ın üç adaya ilişkin iddialarını güçlendirebilir; Abu Dabi, bu adalarda askeri varlığını artırmış durumda. Öte yandan, İran’ın yumuşaması, BAE’nin Dubai üzerinden yürüttüğü altın ve petrol kaçakçılığı gibi gayriresmi ekonomik faaliyetleri de etkileyebilir.
Mutabakatın başarısı, İran’ın Devrim Muhafızları içindeki katı kanadın tavrına bağlı. Eğer anlaşma yürürlüğe girerse, İran’ın petrol ihracatı günlük 1,5 milyon varile çıkabilir, bu da küresel petrol fiyatlarını düşürücü etki yapar. BAE ise bu durumda, İran’la rekabet ettiği petrol piyasasında pazar payı kaybedebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la enerji ithalatı ve PKK’ya karşı ortak sınır güvenliği konularında işbirliğine ihtiyaç duyuyor. Mutabakat, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji projeleri için İran’la rekabet eden BAE’yi dengelemesine yardımcı olabilir. Ayrıca, Katar’la güçlü ittifakı sayesinde Ankara, müzakerelerde dolaylı bir kazanım elde etti. Ancak Türkiye, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını deldiği gerekçesiyle Halkbank davasında baskı altında. Bu nedenle, anlaşma Türkiye’nin uluslararası finansal yükünü hafifletebilir. Kısacası, İslamabad Mutabakatı, Türkiye’nin bölgesel arabuluculuk rolünü pekiştirirken enerji ve güvenlik alanında manevra alanını genişletiyor.