ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta İsrail ile başlattığı savaşı sona erdirmek üzere İran ile ön çerçeve anlaşması imzaladı. Anlaşma, savaş öncesi statükonun yeniden tesis edilmesini ve Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine açılmasını öngörüyor. Nükleer müzakerelerin devam ettiği bir ortamda atılan bu adım, bölgede tansiyonu düşürmeyi hedefliyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Detayları
Trump yönetimi, 28 Şubat'ta İsrail ile birlikte İran'a yönelik askeri operasyon başlatmıştı. Çatışmalar, Basra Körfezi'nde deniz güvenliğini tehdit ederken Hürmüz Boğazı'nın kapatılması küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaratmıştı. Anlaşma kapsamında her iki taraf da askeri güçlerini savaş öncesi konumlarına çekecek, savaş esirleri değişimi yapılacak ve ekonomik yaptırımlar kademeli olarak hafifletilecek. Ancak İran'ın nükleer programına ilişkin nihai çözüm, devam eden müzakerelere bırakıldı.
Anlaşma metninde İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi, uluslararası denetimlere izin verilmesi ve balistik füze programının sınırlandırılması gibi maddeler yer alıyor. Taraflar, anlaşmanın 90 günlük bir geçiş sürecinin ardından tam olarak yürürlüğe gireceğini duyurdu. Bu süreçte Birleşmiş Milletler gözlemcileri bölgede ateşkesi denetleyecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, küresel petrol piyasalarında olumlu karşılandı. Hürmüz Boğazı'nın açılması, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği bu stratejik su yolunun yeniden kullanıma açılması anlamına geliyor. Petrol fiyatları anlaşma haberinin ardından yüzde 5 geriledi. Avrupa Birliği ve Çin, anlaşmayı memnuniyetle karşılarken İsrail, güvenlik garantilerinin yetersiz olduğu gerekçesiyle çekincelerini dile getirdi.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bölgesel istikrar açısından anlaşmayı desteklerken Yemen'deki Husilerin tutumu belirsizliğini koruyor. Irak, anlaşmanın kendi topraklarındaki İran yanlısı milislerin faaliyetlerini nasıl etkileyeceğini yakından izliyor. Rusya ise Tahran ile Moskova arasındaki askeri iş birliğinin anlaşma sonrası seyrine dair uyarılarda bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'nın açılması, Türkiye'nin İran ve Irak üzerinden petrol ithalatını kolaylaştırabilir. Ayrıca İran ile ilişkilerin normale dönmesi, Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Doğu'daki diplomatik manevra alanını genişletebilir. Ancak ABD-İran yakınlaşması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığına yönelik yeni baskılar oluşturabilir. Ankara'nın, nükleer müzakerelerde dengeleyici bir rol üstlenmesi ve kendi çıkarlarını koruyacak bir diplomatik hat kurması bekleniyor.