Lübnan merkezli silahlı grup Hizbullah, son aylarda İran’dan aldığı taze destekle yeniden toparlanma sürecine girmiş durumda. Örgütün askeri ve lojistik kapasitesindeki bu canlanma, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirirken, asıl belirleyici faktörün ABD ile İran arasında olası bir barış anlaşması olduğu belirtiliyor. Lübnan'ın siyasi ve ekonomik kriz içinde debelendiği bir dönemde Hizbullah’ın yeniden güç kazanması, hem İsrail hem de bölgedeki diğer aktörler için alarm zilleri çalıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Tahran’ın Stratejik Desteği
Hizbullah, 2006’daki İsrail savaşından bu yana en ağır kayıplarını 2020-2023 arasında yaşamıştı. Örgüt, Suriye iç savaşında Beşşar Esad rejimine verdiği destek nedeniyle yıpranırken, Lübnan’daki ekonomik çöküş de popülerliğini aşındırmıştı. Ancak Tahran yönetimi, özellikle 2024’ün ortalarından itibaren Hizbullah’a olan mali ve askeri yardımını artırdı. İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü, örgüte hassas güdümlü füzeler, insansız hava araçları ve gelişmiş iletişim sistemleri sağladı. Uzmanlar bu yardımın, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde Tahran’ın elini güçlendirme amaçlı olduğunu düşünüyor.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, son konuşmalarında örgütün “yeniden yapılanma safhasını tamamladığını” ve “İsrail’e karşı askeri üstünlüğün yeniden tesis edildiğini” iddia etti. Ancak bu söylemler, örgütün Lübnan içindeki siyasi pozisyonunu da güçlendirmeyi hedefliyor. Zira ülkede hükümet kurma krizinin sürdüğü ve birçok partinin Hizbullah’ın silahsızlanmasını talep ettiği bir ortamda, askeri güç gösterisi siyasi bir mesaj niteliği taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD-İran Barışının Gölgesinde Hizbullah
Hizbullah’ın geleceği, büyük ölçüde ABD ile İran arasında müzakereleri devam eden nükleer anlaşma ve kapsamlı barış sürecine bağlı. Eğer bir anlaşmaya varılırsa, İran’ın Hizbullah’a verdiği desteğin azaltılması veya şartlara bağlanması söz konusu olabilir. Böyle bir senaryoda Hizbullah, mevcut askeri kapasitesini korumakta zorlanır ve Lübnan’da siyasi bir aktör olarak varlığını sürdürmek için daha fazla taviz vermek zorunda kalabilir. Ancak müzakerelerin çıkmaza girmesi halinde, İran’ın Hizbullah’ı daha da güçlendirerek bölgede koz olarak kullanması bekleniyor.
İsrail ise bu gelişmeyi yakından takip ediyor. İsrail Savunma Bakanlığı, “Hizbullah’ın yeniden güçlenmesi kabul edilemez” uyarısında bulunurken, kuzey sınırına ek askeri yığınak yapıldığı bildiriliyor. ABD’nin ise iki taraf arasında denge kurmaya çalıştığı, ancak İran’la yapılacak bir anlaşmada Hizbullah’ın rolünün belirleyici olacağı ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hizbullah’ın yeniden canlanması, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Sınıra yakın bölgelerde faaliyet gösteren örgütün güçlenmesi, PKK/YPG ile mücadelede yeni bir cephe açabilir. Ayrıca ABD-İran anlaşması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve İran ile ticari ilişkileri üzerinde de belirleyici olacak. Ekonomik olarak yaptırımların hafiflemesi, Türkiye’nin İran’dan doğalgaz ithalatını kolaylaştırabilir. Ancak bölgesel gerilimlerin artması halinde, Türkiye’nin askeri açıdan daha temkinli bir politika izlemesi gerekebilir. Bu nedenle Ankara, hem diplomatik hem de istihbari düzeyde süreci yakından takip etmektedir.