Pentagon, İran ile devam eden savaşın savunma bütçesine bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıkladı. Savunma Bakanı Pete Hegseth, Salı günü Senato Savunma Komitesi'nde yaptığı açıklamada, bu rakamın yalnızca operasyonel harcamaları kapsadığını belirtti. Hegseth, savaşın süregelen ihtiyaçlarını karşılamak için Kongre'den 67,1 milyar dolar daha acil fon talebinde bulundu. Bu talep, ABD'nin İran'daki askeri varlığının sürdürülebilirliği konusunda endişeleri artırırken, bölgesel güç dengeleri üzerinde de önemli etkiler yaratma potansiyeli taşıyor.
Maliyetin Detayları ve Pentagon'un Argümanı
Pentagon kaynaklarına göre 37,5 milyar dolarlık harcama, askeri personel maaşları, lojistik, silah sistemleri, istihbarat toplama ve özel operasyonlar dahil olmak üzere geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Hegseth, bu fonların çoğunluğunun hava ve füze savunma sistemleri, insansız hava araçları ve özel kuvvetlerin operasyonlarına harcandığını ifade etti. Bakan, savaşın ABD için hayati öneme sahip olduğunu savunarak, “İran'ın nükleer programı ve vekil güçleri aracılığıyla bölgede yaydığı tehdit, Amerikan ulusal güvenliğine doğrudan bir meydan okumadır” dedi. Ek talep edilen 67,1 milyar doların ise önümüzdeki 12 ay içindeki operasyonları finanse etmesi planlanıyor.
Ancak Kongre'de bazı milletvekilleri, savaşın maliyetinin kontrolsüz bir şekilde arttığını ve stratejik hedeflerin net olmadığını dile getiriyor. Demokrat senatör Elizabeth Warren, “Amerikan halkı, bu paraların nereye harcandığını ve savaşın ne zaman sona ereceğini bilmek istiyor” diyerek şeffaflık çağrısında bulundu. Savaş karşıtı gruplar ise Pentagon'un “sonsuz savaş” mantığını eleştiriyor ve bütçenin yeniden dağıtılmasını talep ediyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin İran'da artan askeri harcamaları, bölgedeki diğer aktörlerin de pozisyon almasına neden oluyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin İran'a yönelik sert tutumunu desteklemekle birlikte, savaşın kendi topraklarına sıçramasından endişe ediyor. Rusya, İran'a askeri ve diplomatik destek sağlarken, Çin ise enerji anlaşmaları ve ekonomik işbirliği yoluyla Tahran'ı yalnız bırakmamaya çalışıyor. Uzmanlar, savaşın uzamasının küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabileceğini ve özellikle gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Batılı istihbarat kaynakları, İran'ın insansız hava araçları ve balistik füzelerle misilleme kapasitesini artırdığını, bu durumun İsrail ve Körfez ülkeleri için ek bir tehdit oluşturduğunu rapor ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran savaşının doğrudan bir tarafı olmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlıktan en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Savaşın uzaması, Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir, özellikle PKK ve İran'daki Kürt gruplar arasındaki olası etkileşimler dikkatle izleniyor. Ayrıca, artan petrol fiyatları ve enerji maliyetleri, Türkiye ekonomisi üzerinde ek bir yük oluşturabilir. Ankara, bir yandan ABD ile müttefiklik ilişkisini sürdürürken, diğer yandan İran'a uygulanan yaptırımlara katılmama ve diplomatik çözüm çağrılarıyla dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel ticaret yolları, bu çatışmanın seyrine bağlı olarak yeniden şekillenebilir.