ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 21 Temmuz'da kongre komitesinde yaptığı açıklamada, Pentagon'un İran Savaşı için yaptığı maliyet tahmininin 37.5 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Hegseth, bu maliyetlerin karşılanabilmesi için acil ek bütçe (supplemental funding) sağlanmaması halinde ordunun eğitim faaliyetlerini kısıtlamak zorunda kalacağını belirtti. Bu açıklama, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarının giderek artan mali yüküne işaret ediyor.
Maliyet Artışının Arkasındaki Nedenler
Pentagon'un İran Savaşı maliyeti, ilk tahminlerin çok üzerinde seyrediyor. 2020 yılında başlayan operasyonların başlangıçta 10 milyar dolar civarında olması bekleniyordu. Ancak Hegseth'in verdiği son rakam, bu beklentinin neredeyse dört katı. Maliyet artışında, İran'ın gelişmiş insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle mücadele, üs güvenliği, istihbarat toplama ve özel kuvvet operasyonları gibi unsurların etkili olduğu belirtiliyor. Ayrıca, bölgedeki ABD askeri varlığının sürekli olarak artırılması ve lojistik destek hatlarının genişletilmesi de maliyetleri yukarı çekiyor.
Hegseth, kongre üyelerine sunduğu bilgide, eğer acil fon sağlanmazsa, ordunun eğitim tatbikatlarını azaltmak, bazı bakım çalışmalarını ertelemek ve hatta personel kısıtlamalarına gitmek zorunda kalabileceğini ifade etti. Bu durum, ABD ordusunun genel hazırlık seviyesini olumsuz etkileyebilir. Hegseth, "Bu operasyonlar milli güvenliğimiz için kritik öneme sahip. Ancak kaynaklar sınırsız değil. Ek bütçe olmadan, diğer alanlardan kısmak zorundayız" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran Savaşı'nın maliyeti sadece ABD'yi değil, bölgedeki diğer ülkeleri de dolaylı olarak etkiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak gibi ülkeler, ABD'nin İran'a yönelik operasyonlarına lojistik destek sağlıyor ve bu durum onların bütçelerinde de ek yük oluşturuyor. Öte yandan, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçlerine verdiği destek, ABD'nin askeri angajmanını daha da karmaşık hale getiriyor. Uzmanlar, bu maliyet artışının ABD'nin Asya-Pasifik'e yönelik stratejik önceliklerini de etkileyebileceğini, ordunun kaynaklarının büyük bir kısmının Ortadoğu'da bağlanmasının diğer bölgelerdeki caydırıcılığı zayıflatabileceğini belirtiyor.
Pentagon'un bu açıklaması, ABD kamuoyunda da tartışmalara yol açtı. Bazı kongre üyeleri, askeri harcamaların kontrol altına alınması ve diplomasiye daha fazla öncelik verilmesi gerektiğini savunurken, diğerleri İran tehdidinin ciddiyetine dikkat çekerek ek bütçenin onaylanması gerektiğini vurguluyor. Hegseth, bütçe talebinin önümüzdeki haftalarda kongrede görüşüleceğini ve bu süreçte ordunun mevcut operasyonları sürdürebilmesi için geçici çözümler aranacağını söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran Savaşı maliyetlerindeki artış, Türkiye'yi doğrudan olmasa da bölgesel güvenlik dinamikleri açısından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ve ABD arasındaki gerilimlerin tırmanmasından endişe duymakta; çünkü bu durum Suriye ve Irak'taki istikrarı, ayrıca Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenliği etkileyebilir. ABD'nin askeri harcamaları kısması, İran'a yönelik baskının azalmasına yol açarsa, İran'ın bölgedeki faaliyetleri artabilir. Öte yandan, Pentagon'un eğitim faaliyetlerini kısıtlaması, Türkiye ile ABD arasındaki askeri işbirliğini (örneğin ortak tatbikatlar ve eğitim programları) da olumsuz etkileyebilir. Türk dış politikası, bu gelişmeyi yakından izlemeli ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olmalıdır.