ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dün Washington'da Kongre'de yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'da yürüttüğü askeri operasyonların bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu söyledi. Bu rakam, daha önce kamuoyuna açıklanan son tahminin yaklaşık 8 milyar dolar üzerinde. Hegseth, maliyetin savaşın belirli bileşenlerini kapsadığını ancak ayrıntıya girmedi. Açıklama, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi.
Maliyet artışının arka planı
Pentagon'un son hesaplamalarına göre İran operasyonları, 2023'teki 29,5 milyar dolarlık tahminin ardından önemli bir artış gösterdi. Hegseth'in açıklaması, bu artışın temel nedenlerine dair net bir bilgi vermese de, uzmanlar artan insansız hava aracı kullanımı, lojistik giderler ve üs bakım maliyetlerinin etkili olduğunu belirtiyor. ABD'nin İran'a yönelik askeri angajmanı, 2020'de İranlı general Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle başlayan ve zamanla genişleyen bir operasyonlar zincirini kapsıyor. Son dönemde İran'ın nükleer programına yönelik artan endişeler, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını daha da artırmasına yol açtı.
Hegseth, kongre üyelerinin maliyetlerin detaylandırılması yönündeki taleplerine karşılık olarak, belirli kalemlerin gizlilik nedeniyle açıklanamayacağını ifade etti. Ancak bu yaklaşım, özellikle Demokrat milletvekilleri tarafından eleştirildi. Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi üyesi Adam Smith, "Vergi mükelleflerinin parasının nasıl harcandığını bilmeye hakkı var" diyerek Pentagon'u şeffaflığa davet etti.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İran maliyeti sadece askeri harcamalarla sınırlı değil. Bölgedeki müttefik ülkelere sağlanan askeri yardımlar, istihbarat paylaşımı ve lojistik destek de bu rakamın içinde yer alıyor. Ayrıca İran'ın nükleer tesislerine yönelik siber saldırılar ve gizli operasyonların maliyeti de kamuoyuyla paylaşılmıyor. Uzmanlar, bu tür harcamaların ABD bütçesinde önemli bir yer tuttuğunu vurguluyor.
Küresel ölçekte bu maliyet, ABD'nin Orta Doğu'da yeniden şekillenen güç dengelerindeki rolünü de yansıtıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran tehdidine karşı ABD'nin askeri varlığını desteklerken, Çin ve Rusya ise bölgede kendi etki alanlarını genişletiyor. Bu durum, ABD'nin mali yükünü daha da artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'daki askeri harcamalarının artması, Türkiye'nin güvenlik ortamını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip olması ve bölgedeki dengeleri yakından izlemesi nedeniyle bu gelişmelerden etkileniyor. Artan ABD varlığı, Türkiye'nin kendi savunma harcamalarını artırma baskısını da beraberinde getirebilir. Ayrıca, İran'la ticari ilişkileri olan Türk iş dünyası, yaptırım ve çatışma ortamından olumsuz etkilenme riskiyle karşı karşıya. Türkiye'nin, bu yeni maliyet dengeleri karşısında diplomatik çözümleri ön plana çıkarması ve bölgesel istikrar için arabuluculuk rolü üstlenmesi kritik önem taşıyor.