ABD Başkanı Donald Trump'ın haftalardır İran'la bir anlaşmanın köşe başında olduğunu ilan etmesine karşın, bölgedeki şiddet yeniden alevlendi. Trump'ın karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, kendisiyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun artık aynı önceliklere sahip olmaması. Washington, yıllardır süren maliyetli bir çatışmadan çıkış yolu ararken, Tel Aviv rejim değişikliği ve İran'ın nükleer programının tamamen sonlandırılması konusunda daha katı bir pozisyonda duruyor. İki müttefik arasındaki bu stratejik ayrışma, Orta Doğu'da yeni bir denklem yaratıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, İran'la müzakereleri nihayete erdirebilmek için doğrudan diyaloğu tercih ederken, Netanyahu hükümeti Tahran'a karşı askeri seçenekleri masada tutmakta ısrarcı. Geçtiğimiz haftalarda artan hava saldırıları ve İran destekli milislerin misillemeleri, tarafların birbirine yaklaşmasını zorlaştırıyor. Trump'ın seçim vaatlerinden biri olan 'bitmeyen savaşları sona erdirme' hedefi, İran cephesinde henüz gerçekleşmiş değil.
Öte yandan İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik gizli operasyonlarına devam ediyor. Netanyahu, İran'ın bölgedeki vekil güçlerinin Lübnan'dan Yemene kadar geniş bir ağ oluşturduğunu belirterek, ABD'nin bu tehdidi yeterince ciddiye almadığını savunuyor. İki ülke arasındaki bu taktik farklılığı, sahada koordinasyonu da zorlaştırıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İran dosyasındaki bu ayrışma, yalnızca ABD-İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda Körfez ülkeleri, Rusya ve Çin'in hesaplarını da etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'la doğrudan bir çatışma yerine diplomatik çözümden yana tavır alırken, İsrail'in sert tutumu bölgesel gerilimi tırmandırma riski taşıyor. Rusya ise İran'la stratejik ortaklığını sürdürürken, ABD'nin bölgeden çekilmesi halinde oluşacak güç boşluğunu doldurmaya hazırlanıyor.
Çin'in İran'a yönelik ekonomik yatırımları ve petrol alımları, Pekin'in Tahran'la ilişkilerini daha da derinleştiriyor. Bu durum, ABD'nin yaptırım politikasının etkinliğini sınırlıyor. Trump ve Netanyahu arasındaki görüş ayrılıkları, uluslararası koalisyonun İran karşısındaki birliğini zayıflatıyor.