İsrail ordusunun güney Lübnan'a yönelik düzenlediği hava saldırılarında en az 17 kişi hayatını kaybetti. Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, saldırılarda ölenlerden 9'u aynı anda vurulan Tayr Debba kasabasında yaşamını yitirdi. Saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında sınır hattında haftalardır süren çatışmaların en kanlı anlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı
Tayr Debba, başkent Beyrut'un yaklaşık 80 kilometre güneyinde, kıyı şeridinde yer alan bir kasaba. Bölge, Hizbullah'ın etkin olduğu ancak sivil nüfusun yoğun yaşadığı bir alan olarak biliniyor. İsrail, saldırıların Hizbullah'a ait askeri hedeflere yönelik olduğunu açıklasa da, Lübnanlı yetkililer ölenlerin tamamının sivil olduğunu belirtiyor. Ölenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu ifade ediliyor.
İsrail-Lübnan sınırı, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından yeniden alevlenmişti. Hizbullah, savaşın başlamasıyla birlikte İsrail'in kuzeyindeki yerleşimlere roket atışlarına başlamış, İsrail de karşılık olarak Lübnan topraklarını hedef almıştı. Son haftalarda tırmanan çatışmalar, iki taraf arasında topyekûn bir savaşa dönüşme riskini taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki bu son saldırı, bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha da sarsmış durumda. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği yetkilileri, taraflara itidal çağrısı yaparken, ABD'nin bölgedeki diplomatik girişimleri henüz somut bir sonuç vermedi. Hizbullah'ın saldırılara misilleme yapacağını duyurması, sınır hattında yeni bir çatışma dalgasına işaret ediyor.
Lübnan, 2019'dan bu yana derin bir ekonomik krizle boğuşuyor ve siyasi istikrarsızlık ülkeyi yönetilemez hale getirmiş durumda. Beş yıldır cumhurbaşkanı seçilemeyen ülkede, hükümetin otoritesi sınırlı. Bu durum, İsrail'in saldırılarının Lübnan'ı daha da savunmasız bırakmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Hizbullah çatışmasının genişlemesini yakından takip ediyor. Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Bölgede bir savaş, Türkiye'nin sınırlarının güneyinde yeni bir güvenlik tehdidi oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Lübnan'daki Filistinli mülteci kamplarına ve Sünni toplumuna yönelik etkisi de çatışmanın tarafları arasında denge politikası izlemesini gerektiriyor. Bu bağlamda Türkiye, hem Lübnan'ın toprak bütünlüğünü destekleyen hem de bölgesel savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulunan bir pozisyon alabilir.