Yemen merkezli Husiler, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına misilleme olarak Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını artırdı. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada, Babülmendep Boğazı'ndan geçen İsrail bağlantılı gemileri hedef aldıklarını duyurdu. Bu gelişme, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği bu stratejik su yolunda ciddi bir krize işaret ediyor. Husilerin İran tarafından desteklendiği ve bölgesel bir cephe oluşturma stratejisinin parçası olduğu belirtiliyor.
Husilerin stratejisi ve İran bağlantısı
Husi kaynaklara göre, Kızıldeniz'deki abluka "cephelerin birliği" (vahdet el-sahat) ilkesinin bir yansıması. Newsweek'e konuşan bir Husi yetkili, "İsrail'in taşkınlıklarına son vermek için ideal çözüm, cephelerin birliğidir" ifadelerini kullandı. İran, Husilere askeri ve lojistik destek sağlayarak, Yemen'i İsrail ve Suudi Arabistan'a karşı bir baskı aracı olarak kullanıyor. Husiler, 2015'ten bu yana Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona karşı savaşıyor, ancak şimdi dikkatlerini Filistin meselesine çevirmiş durumda.
Analistler, Husilerin bu hamlesinin İran'ın bölgesel stratejisiyle uyumlu olduğunu belirtiyor. İran, Yemen, Lübnan, Suriye ve Irak'taki vekil güçler aracılığıyla İsrail ve ABD'ye karşı çok cepheli bir mücadele yürütüyor. Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, İsrail'in güney limanlarına giden ticareti aksatırken, aynı zamanda Babülmendep'ten geçen küresel enerji ve mal akışını tehdit ediyor.
Küresel ticarete etkisi ve bölgesel yansımalar
Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu arasındaki en kısa deniz yolunu oluşturuyor. Husilerin saldırıları, nakliye şirketlerini rotalarını değiştirmeye zorladı. Singapur merkezli gemi işletmecisi Ocean Network Express, bölgedeki riskleri gerekçesiyle bazı seferlerini iptal etti. Daha uzun rotalar, navlun maliyetlerini artırıyor ve küresel tedarik zincirinde gecikmelere yol açıyor. Bu durum, özellikle Avrupa ve Asya arasındaki ticarette darboğaz yaratıyor.
Bölgesel olarak, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Husilerin Yemen'deki ilerleyişini ve deniz saldırılarını yakından izliyor. İki ülke, daha önce Husilerin balistik füzelerine hedef olmuştu. Ayrıca, İsrail'in güney limanı Eilat, Husilerin füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşı karşıya. İsrail, Kızıldeniz'deki ticari gemilerini korumak için ABD'nin bölgedeki deniz varlığına güveniyor, ancak Washington'un desteği sınırlı kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz'deki ticaretin kesintiye uğramasından doğrudan etkilenecek. Türk gemileri de bu rotayı kullanıyor ve Babülmendep Boğazı'nın kapanması, Mersin ve İstanbul limanlarına yapılan sevkiyatlarda gecikmelere yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatının önemli bir kısmı Kızıldeniz üzerinden geliyor. Husilerin saldırıları, navlun maliyetlerini artırarak enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Türkiye, hem İran'la hem de Yemen'deki aktörlerle diplomatik kanallarını kullanarak bu krizin yayılmasını önlemeye çalışacaktır. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki ticari ve enerji projelerini de tehdit ediyor.