Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, İsrail’in güney Lübnan’dan çekilmesi sürecini hızlandırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump’tan açık destek talep etti. Bu talep, Lübnan’ın güneyinde oluşturulacak 'pilot bölgeler' uygulamasının başlamasıyla eş zamanlı olarak geldi. Pilot bölgeler, İsrail’in kademeli olarak geri çekilmesini ve Lübnan ordusunun bölgede kontrolü devralmasını hedefliyor. Aoun yönetimi, bu adımla hem iç kamuoyuna hem de uluslararası topluma istikrar mesajı vermeyi amaçlıyor. Ancak sürecin başarısı, büyük ölçüde ABD’nin arabuluculuğuna ve İsrail’in güvenlik kaygılarına bağlı.
Pilot bölgeler: Güney Lübnan’da yeni dönem
Güney Lübnan’da belirlenen pilot bölgeler, İsrail ordusunun 2006 savaşından bu yana varlığını sürdürdüğü alanları kapsıyor. Bu bölgelerde, Lübnan ordusu ve Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ortak devriyeler düzenleyecek. Aoun yönetimi, pilot uygulamanın başarılı olması halinde İsrail’in tamamen çekilmesinin önünü açacağını umuyor. Ancak Hizbullah’ın bölgedeki etkisi, Lübnan hükümetinin manevra alanını sınırlıyor. Hizbullah, İsrail’e karşı direniş söylemini sürdürürken, pilot bölgeleri 'işgalin meşrulaştırılması' olarak nitelendiriyor. Bu durum, Lübnan iç siyasetinde gerilime yol açıyor.
Lübnan Dışişleri Bakanı Abdallah Bou Habib, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Pilot bölgeler, İsrail’in çekilmesi için bir test alanıdır. Amacımız, Lübnan’ın egemenliğini tam olarak tesis etmektir' dedi. Buna karşılık İsrail tarafı, güvenlik endişelerini dile getirerek, çekilmenin ancak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıyla mümkün olacağını vurguluyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump yönetiminden Lübnan’a yönelik daha katı bir tutum bekliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Trump’ın rolü kritik
ABD Başkanı Donald Trump’ın Lübnan dosyasına doğrudan müdahil olması, bölgedeki dengeleri değiştirebilir. Trump’ın önceki dönemde İsrail yanlısı politikaları bilinirken, Aoun’un talebi ABD’nin arabuluculuk rolünü test ediyor. Uzmanlar, Trump’ın bu talebe olumlu yanıt vermesi halinde, Lübnan’ın ekonomik krizden çıkışı için de önemli bir kapı aralanacağını belirtiyor. Öte yandan, İran’ın Hizbullah üzerindeki etkisi, süreci karmaşıklaştırıyor. Bölgede Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de Lübnan’daki gelişmeleri yakından izliyor. Pilot bölgelerin başarısı, sadece Lübnan-İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda ABD’nin Ortadoğu’daki itibarını da etkileyecek.
Fransa, Lübnan’a desteğini sürdürürken, Avrupa Birliği de insani yardım ve istikrar programlarıyla sürece katkı sağlıyor. Ancak ABD’nin liderliği olmadan kalıcı bir çözümün zor olduğu ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenlik ve enerji çıkarları açısından önem taşıyor. Lübnan’da istikrar, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve enerji kaynaklarının paylaşımı tartışmalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Lübnan’ın toprak bütünlüğünü desteklerken, Hizbullah’ın varlığı nedeniyle bölgede İran etkisinin artmasından endişe duyuyor. Ayrıca, pilot bölgeler uygulaması, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde uyguladığı güvenli bölge modeliyle benzerlikler taşıyor. Ankara, bu sürecin sonuçlarını yakından izleyerek kendi politikalarına yansımalarını değerlendirecek.