İran, 86 yaşında hayatını kaybeden dini lideri Ayetullah Ali Hamenei için 4 gün sürecek cenaze törenlerine başladı. Hamenei, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırısında öldürüldü. Yetkililer, Hamenei'nin naaşının bulunduğu tabutu Tahran'daki Büyük Musalla'da halkın ziyaretine açarken, gözyaşlarına boğulan kalabalık büyük bir üzüntü yaşadı. Törenlere milyonlarca kişinin katılması bekleniyor.
Cenaze Töreni Programı ve Güvenlik Önlemleri
Hamenei için düzenlenen cenaze töreni, Tahran'da başladı ve sırasıyla Kum, Meşhed ve İsfahan kentlerinde devam edecek. Naaş, dört gün boyunca halkın ziyaretine açık kalacak. En yüksek güvenlik önlemlerinin alındığı törenlerde, Devrim Muhafızları ve polis teşkilatı seferber edildi. Yetkililer, kalabalık yönetimi ve olası provokasyonlara karşı tedbirli olduklarını açıkladı. Hamenei'nin halefi olarak kimin seçileceği konusunda ise henüz bir açıklama yapılmadı; ancak uzmanlar, Uzmanlar Meclisi'nin önümüzdeki günlerde yeni lideri belirlemek üzere toplanacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
Hamenei'nin ölümü, Ortadoğu'da zaten yüksek olan gerilimi daha da tırmandırdı. İsrail ve ABD, İran'ın misilleme yapabileceği endişesiyle bölgedeki askeri varlıklarını artırırken, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri temkinli bir duruş sergiliyor. Rusya ve Çin, tüm tarafları itidal çağrısında bulunurken, Avrupa Birliği krizi diplomatik yollarla çözme çabalarını hızlandırdı. İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçleri üzerindeki kontrolünün geleceği ise belirsizliğini koruyor. Hamenei'nin ölümü, İran'da iç siyasi dengeleri de derinden etkileyebilir; muhafazakar kanat ile reformistler arasındaki güç mücadelesinin yeniden alevlenmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da yaşanan bu liderlik krizi, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını doğrudan etkileyecek bir gelişmedir. Türkiye, İran ile tarihsel olarak rekabet ve iş birliği içinde olduğu bir coğrafyada, istikrarsızlığın sınırlarına yansımasından endişe duymaktadır. İran'da olası bir güç boşluğu, PKK gibi terör örgütlerine alan açabilir veya Afganistan'daki Taliban yönetimiyle bağlantılı göç dalgalarını tetikleyebilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programının geleceği belirsizleşirken, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik olan Hazar ve Orta Doğu enerji koridorlarının güvenliği de risk altına girebilir. Türkiye, bu süreçte hem diplomatik temaslarını sürdürmeli hem de sınır güvenliğini artırmalıdır.