Rusya'nın ikinci büyük şehri St. Petersburg ve çevresindeki Leningrad bölgesi, Ukrayna güçlerinin düzenlediği yoğun insansız hava aracı (İHA) saldırısının hedefi oldu. Rus yetkililer, 5 Temmuz Cumartesi günü sabah saatlerinde başlayan saldırıda, Baltık Denizi kıyısındaki bir petrol ihracat limanının isabet aldığını doğruladı. Bölge valileri, hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ve çok sayıda İHA'nın düşürüldüğünü belirtirken, saldırının boyutlarına ilişkin kesin bir hasar tespiti yapılamadı.
Gelişmenin arka planı
Rusya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, gece boyunca St. Petersburg ve Leningrad bölgesi üzerinde toplam 15 Ukrayna İHA'sının imha edildiği kaydedildi. Ancak, Ust-Luga liman bölgesindeki bir petrol terminalinin vurulduğu ve küçük çaplı bir yangın çıktığı bilgisi paylaşıldı. Yangının kısa sürede kontrol altına alındığı ve can kaybı yaşanmadığı ifade edildi. Rusya Acil Durumlar Bakanlığı, bölgede olası ikincil patlamalara karşı önlemlerin artırıldığını duyurdu.
Ukrayna tarafından ise saldırıya ilişkin resmi bir açıklama henüz gelmedi. Ancak Ukrayna medyası, operasyonun Ukrayna Savunma Bakanlığı Ana İstihbarat Müdürlüğü'ne bağlı birimler tarafından gerçekleştirildiğini öne sürdü. Saldırıda kullanılan İHA'ların, Ukrayna'nın yerli üretimi olan UJ-22 ve Shark tipi insansız hava araçları olduğu iddia edildi. Rus askeri blog yazarları, saldırının özellikle St. Petersburg'daki askeri tesisleri ve enerji altyapısını hedef aldığını, ancak hava savunmasının etkili olduğunu yazdı.
Bu saldırı, Ukrayna'nın Rusya'nın derinliklerine yönelik en kapsamlı operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. Daha önce Ukrayna güçleri, Moskova ve Moskova bölgesine yönelik benzer saldırılar düzenlemiş, ancak St. Petersburg'un nispeten güvenli bir bölge olarak kaldığı gözlemleniyordu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırıyla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, olayı "terör eylemi" olarak nitelendirdi.
Bölgesel veya küresel boyut
St. Petersburg ve Leningrad bölgesi, Rusya'nın askeri ve ekonomik açıdan en stratejik bölgelerinden biri konumunda. Baltık Filosu'nun ana üssü ve Rusya'nın en büyük ikinci petrol ihracat limanı olan Ust-Luga, Avrupa'ya yönelik enerji ticaretinde kilit rol oynuyor. Saldırının bu limanı hedef alması, Ukrayna'nın Rusya'nın enerji gelirlerine darbe vurma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ust-Luga'dan yıllık yaklaşık 30 milyon ton petrol ve petrol ürünü ihraç ediliyor. Liman faaliyetlerinin geçici olarak durdurulduğu, ancak normal işleyişine kısa sürede döneceği belirtildi.
Ukrayna'nın Rus topraklarına yönelik İHA saldırılarını artırması, Batılı ülkelerin Ukrayna'ya sağladığı uzun menzilli silahların etkisini artırma çabası olarak yorumlanıyor. ABD ve Avrupa Birliği, Ukrayna'nın Rusya içindeki askeri hedefleri vurma hakkını tanırken, sivil altyapıya yönelik saldırılara mesafeli duruyor. Ancak Ukrayna, liman gibi askeri ve sivil çift kullanımlı hedefleri vurarak Rusya'nın savaş ekonomisini zayıflatmayı hedefliyor.
NATO'nun Baltık bölgesindeki varlığı da bu saldırının ardından gündeme geldi. Estonya ve Finlandiya, saldırının kendi hava sahalarına yakın gerçekleşmesi nedeniyle tedirginlik yaşadı. NATO, Baltık Denizi'ndeki hava devriyelerini artırma kararı alırken, Rusya ile NATO arasında doğrudan bir çatışma riskinin arttığı uyarıları yapılıyor. Öte yandan, Ukrayna'nın bu tür saldırılarla Rusya'nın askeri lojistiğini ve enerji altyapısını hedef alması, savaşın uzama ihtimalini güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
St. Petersburg'a yönelik bu saldırı, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği açısından Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Ust-Luga limanının vurulması, küresel petrol piyasalarında kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına neden olabilir. Türkiye, Rusya'dan önemli miktarda ham petrol ve doğal gaz ithal ettiği için, enerji ticaretindeki bu tür aksaklıklar doğrudan Türkiye'yi etkileme potansiyeline sahip. Ayrıca, Ukrayna-Rusya savaşının Karadeniz'deki deniz ticaretine ve Türk Boğazları'ndaki trafiğe yansımaları sürüyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi kapsamında Karadeniz'deki dengeleri korumaya çalışırken, savaşın tırmanması bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Ankara'nın, hem Rusya hem Ukrayna ile diyaloğu sürdürerek enerji güvenliği ve bölgesel barış için arabuluculuk rolünü devam ettirmesi bekleniyor.