İsrail'in Filistin topraklarına yönelik saldırıları, uluslararası kamuoyunun dikkatinin İran nükleer anlaşması gibi başka konulara yönelmesiyle birlikte devam ediyor. Gazze Şeridi'nde her gün onlarca sivil hayatını kaybederken, Batı Şeria'da da yerleşimci şiddeti ve askeri operasyonlar artarak sürüyor. Dünya, Filistin'deki yangını görmezden gelirken, İsrail'in saldırıları hiç durmadı; sadece medyanın ilgisi azaldı.
Gelişmenin arka planı: İran anlaşması oyunu ve Filistin'in unutulan acıları
Son aylarda uluslararası gündemi meşgul eden en önemli konulardan biri, İran ile ABD arasında yeniden canlandırılmaya çalışılan nükleer anlaşma oldu. Ancak bu diplomatik çabalar, İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarını durdurmadığı gibi, dünyanın dikkatini Gazze'deki insani krizden uzaklaştırdı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında Gazze'de 200'den fazla Filistinli öldürüldü, on binlercesi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Batı Şeria'da ise İsrail yerleşim birimlerinin genişlemesi hız kesmeden devam ediyor. Uluslararası toplum, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden bu eylemlerine karşı etkili bir yaptırım uygulamıyor. Filistinliler, sadece askeri operasyonlar değil, aynı zamanda ekonomik abluka ve temel haklardan mahrum bırakılma gibi sistematik baskılarla karşı karşıya. Özellikle Gazze'de elektrik ve su sıkıntısı kronik hale gelmiş durumda. Sağlık sistemi çökmüş vaziyette; hastaneler temel ilaç ve malzeme eksikliğiyle mücadele ediyor. Eğitim de büyük darbe almış durumda; çocuklar sürekli saldırı tehdidi altında okula gidemiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Filistin davasının yalnızlaştırılması
Filistin sorunu, Arap dünyasının normalleşme adımları ve İbrahim Anlaşmaları gibi girişimlerle giderek marjinalleştiriliyor. Birleşmiş Milletler'de yapılan oylamalarda Filistin'i destekleyen ülkelerin sayısı artsa da, bu siyasi destek sahada somut bir değişiklik yaratmıyor. ABD, İsrail'i eleştiren kararları veto etmeye devam ediyor. Avrupa Birliği ise İsrail ile ticari ilişkilerini sürdürürken, Filistin'e yönelik insani yardımı da kesmiyor ancak bu yardımlar krizi çözmekten uzak. İsrail'in Filistin'e yönelik politikaları, aslında bölgesel istikrarı tehdit eden en önemli faktörlerden biri. İran'ın nükleer programı gibi konuların gölgesinde kalan Filistin meselesi, Ortadoğu'da barışın sağlanmasının önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Filistinli gruplar arasındaki bölünmüşlük de durumu daha karmaşık hale getiriyor. Hamas ve El Fetih arasındaki uzlaşmazlık, Filistin'in ortak bir mücadele stratejisi geliştirmesini engelliyor. Bu durum, İsrail'in işgal ve yerleşim politikalarını sürdürmesini kolaylaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destekle biliniyor. Ancak son dönemde İsrail ile normalleşme adımları, Türkiye'nin Filistin politikasında bir denge arayışına girdiğini gösteriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin hem Filistinlilere olan desteğini sürdürme hem de İsrail ile ekonomik ve diplomatik ilişkileri geliştirme arasında bir sıkışmışlık yaratıyor. Bölgesel olarak, İran anlaşmasının gölgesinde kalan Filistin meselesi, Türkiye'nin Ortadoğu'daki etkinliğini sınırlayabilir. Türkiye, Filistin konusunda uluslararası platformlarda daha aktif bir rol üstlenmeli ve Arap dünyasının normalleşme sürecinde Filistin'in çıkarlarını korumak için diplomasisini güçlendirmelidir. Ayrıca, Gazze'deki insani krize yönelik yardım faaliyetlerini artırması da önem taşıyor.