İran, ABD yönetiminin bazı Tahran varlıklarını bölgesel müttefiklerine olası savaş tazminatı ödemelerinde kullanabileceğine dair haberleri sert bir dille reddetti. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, X (eski Twitter) hesabından yaptığı açıklamada İran'ın komşularının tazminat talep edecek durumda olmadığını belirtti. Garibabadi, 'İran'ın varlıkları ne savaş ganimeti ne de tazminat kalemidir. Bunlar, uluslararası hukukta korunan egemenlik haklarımızın bir parçasıdır.' ifadelerini kullandı. İddialar, ABD'nin İran'ın dondurulmuş varlıklarını, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel ortaklarına İran'ın bölgedeki faaliyetleri nedeniyle verdiği zararları karşılamak için kullanma planı yaptığı yönündeydi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasında son yıllarda artan gerilim, özellikle 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilmesi ve ardından İran'a yönelik yaptırımların yeniden uygulamaya konulmasıyla derinleşti. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması, bölgedeki vekil güçler aracılığıyla Suudi Arabistan ve İsrail'e yönelik saldırılar düzenlemesi, bu ülkelerin İran'ı tazminat ödemeye zorlamak için ABD nezdinde lobi faaliyetlerini yoğunlaştırmasına yol açtı. ABD yönetimi, bu talepleri değerlendirirken İran'ın yurtdışında bulunan, özellikle Güney Kore ve Irak'taki dondurulmuş varlıklarının (yaklaşık 6-7 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor) kullanılmasını gündeme getirdi. Ancak Garibabadi'nin açıklaması, İran'ın bu tür bir girişime kararlılıkla karşı çıktığını ve uluslararası hukuka başvuracağını ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD-İran arasındaki gerilimin yalnızca diplomatik alanda değil, aynı zamanda hukuki ve mali alanlara da sıçradığını gösteriyor. İran'ın varlıklarının olası bir tazminat mekanizmasına konu edilmesi, uluslararası hukukta 'devletlerin egemen eşitliği' ve 'egemen dokunulmazlığı' ilkeleriyle çelişebilir. Ayrıca, bu iddiaların İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumunu sertleştirebileceği belirtiliyor. Bölgesel açıdan, Suudi Arabistan ve İsrail'in İran'a karşı daha agresif bir tutum takınmasına zemin hazırlayabilir. İsrail, İran'ın nükleer programını durdurmak için askeri seçenekleri masada tutarken, Suudi Arabistan ise İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği destek nedeniyle tazminat talep ediyor. Ancak İran'ın bu tür girişimleri reddetmesi, bölgede yeni bir kriz dalgasını tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşusu İran ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru oluşturabilir. Türkiye, enerji ithalatında İran'a bağımlı olduğu gibi, PKK/YPG'ye karşı ortak güvenlik endişelerini de paylaşıyor. Ancak ABD'nin İran varlıklarına el koyma girişimi, Türkiye'nin de benzer yaptırımlarla karşılaşabileceği endişesini artırabilir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin Rusya ve Çin ile birlikte dolar dışı ticaret alternatiflerine yönelmesini hızlandırabilir. Bölgesel istikrar açısından, İran'ın daha da yalnızlaşması, Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Doğu'da denge politikasını zorlaştırabilir.