WASHINGTON - Amerika Birleşik Devletleri, yerli lider Brooklyn Rivera'nın şüpheli ölümünün ardından Nikaragua'ya yönelik baskısını artırarak 100'den fazla Nikaragualı yetkili ve onların aile üyelerine yeni vize kısıtlamaları getirdi. Pazartesi günü açıklanan bu adım, Washington'ın Orta Amerika ülkesindeki insan hakları ihlallerine ve demokratik gerilemeye karşı aldığı en son önlem olarak kayıtlara geçti. ABD Dışişleri Bakanlığı, kısıtlamaların Rivera'nın ölümünü soruşturmakla görevli yetkilileri ve yolsuzluk veya insan hakları ihlallerine karıştığı düşünülen kişileri kapsadığını belirtti.
Brooklyn Rivera'nın ölümü ve yaptırımların arka planı
Brooklyn Rivera, Nikaragua'nın Karayip kıyısındaki yerli Miskito topluluğunun tanınmış bir lideriydi ve uzun süredir yerli toprak hakları için mücadele ediyordu. Rivera, Nisan ayında evinde ölü bulunmuştu; ölümü doğal nedenlere bağlansa da, ailesi ve insan hakları örgütleri, hükümetin soruşturmada yeterli çaba göstermediğini savunuyor. ABD, Rivera'nın ölümünü 'şüpheli' olarak nitelendiriyor ve Nikaragua'yı yerli liderleri hedef almakla suçluyor.
Yeni vize kısıtlamaları, Daniel Ortega yönetimine yönelik uluslararası baskının bir parçası. ABD daha önce de Ortega'nın yakın çevresindeki isimlere yaptırım uygulamıştı. Bu yaptırımlar, Amerikan vizesi almayı neredeyse imkânsız hale getirerek hedef alınan kişilerin uluslararası seyahatlerini kısıtlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu hamlesi, Nikaragua'nın uluslararası alanda giderek yalnızlaştığı bir dönemde geliyor. Ortega yönetimi, 2018'den bu yana muhaliflere karşı baskıyı artırmış, protestoları şiddetle bastırmış ve binlerce kişinin sürgüne gitmesine yol açmıştı. Avrupa Birliği de benzer yaptırımlar uygularken, Birleşmiş Milletler insan hakları ihlallerini kınamıştı. Ancak Rusya, Çin ve İran gibi ülkeler Ortega'yı desteklemeye devam ediyor. Bu durum, bölgedeki jeopolitik kutuplaşmayı derinleştiriyor; ABD, Nikaragua'yı 'otoriter eksen' olarak tanımladığı ülkeler arasında görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Nikaragua ile doğrudan ticari veya diplomatik ilişkileri sınırlı olsa da, ABD'nin bu tür yaptırımları Latin Amerika'daki nüfuz mücadelesini yansıtıyor. Türkiye, bölgede son yıllarda ticaret ve kalkınma işbirliğini artırırken, ABD ve AB'nin yaptırım politikalarına mesafeli duruyor. Bu gelişme, uluslararası sistemdeki çok kutuplu yapının bir yansıması olarak okunabilir; Türkiye, kendi dış politikasında egemenliğe vurgu yaparken, yaptırım araçlarının kullanımına eleştirel yaklaşıyor. Ancak, insan hakları ve demokrasi gibi evrensel ilkeler söz konusu olduğunda, Türkiye'nin tutumu daha temkinli ve bağımsızdır.