ABD Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie, 1967 yılında İsrail tarafından saldırıya uğrayan USS Liberty gemisinin mürettebatını onurlandırmak üzere Meclis'te bir konuşma yapmaya hazırlanıyor. Massie'nin bu girişimi, onlarca yıldır üzeri örtülen ve ABD-İsrail ilişkilerinde hassas bir konu olan saldırıyı yeniden gündeme getiriyor. 8 Haziran 1967'de Altı Gün Savaşı sırasında Akdeniz'de seyreden ABD donanmasına ait istihbarat gemisi USS Liberty, İsrail savaş uçakları ve torpido botları tarafından hedef alınmış, saldırıda 34 ABD'li asker hayatını kaybetmiş, 171 kişi yaralanmıştı. Olay, ABD-İsrail ittifakında derin bir yara açmasına rağmen, her iki ülke tarafından da hızla kapatılmış ve resmi soruşturmalar kapsamlı bir açıklama getirmemişti.
Saldırının arka planı ve üzerindeki tartışmalar
USS Liberty, Altı Gün Savaşı'nın ortasında Mısır kıyıları açıklarında elektronik istihbarat toplamakla görevliydi. Gemi, Amerikan bayrağı taşımasına ve açıkça tanınabilecek şekilde işaretlenmiş olmasına rağmen, İsrail güçleri tarafından saatler boyunca saldırıya uğradı. İsrail, saldırının bir kimlik hatasından kaynaklandığını ve geminin düşman sanıldığını öne sürdü. Ancak hayatta kalan mürettebat üyeleri ve bazı eski istihbarat yetkilileri, saldırının kasıtlı olduğunu ve İsrail'in ABD'nin kendi savaş planlarını öğrenmesini engellemek istediğini iddia etti. Olayın ardından ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, skandalı büyütmemek için kapsamlı bir soruşturmayı engelledi ve İsrail'in tazminat ödemesiyle konu geçiştirildi. Temsilci Massie'nin çabası, bu örtbasın kaldırılması ve kurbanların adaletinin sağlanması yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
USS Liberty saldırısı, sadece iki müttefik arasındaki gizli gerilimi değil, aynı zamanda ABD'nin İsrail'e yönelik eleştirisiz desteğinin de sembollerinden biri haline gelmiştir. Massie'nin girişimi, ABD Kongresi'nde İsrail'e yönelik politikaların sorgulanmasına yol açabilecek bir tartışma başlatabilir. Özellikle son yıllarda ABD'de İsrail'e verilen desteğin boyutunun sorgulanmaya başlaması, bu tür geçmiş olayların yeniden gündeme gelmesine zemin hazırlıyor. Saldırının detayları, ABD istihbarat toplama faaliyetleri ve müttefikler arası güven ilişkileri açısından da dersler barındırıyor. Ortadoğu'da deniz güvenliği ve istihbarat savaşları bağlamında, USS Liberty olayı benzer operasyonlar için bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
USS Liberty saldırısı, müttefikler arasında bile yaşanabilecek güven krizlerini gözler önüne seriyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD ile benzer istihbarat paylaşımı ve askeri iş birliği mekanizmalarına sahip. Bu olay, özellikle Doğu Akdeniz'de artan deniz gücü rekabeti ve enerji keşif faaliyetleri sırasında, müttefik gemilerin ve istihbarat uçaklarının karşılaşabileceği riskleri hatırlatıyor. Türkiye, geçmişte benzer şekilde hedef alındığı iddia edilen olaylara (örneğin 2003'te Süleyman Şah Türbesi krizi) sahip. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğinin sorgulanması, Türkiye'nin Filistin konusundaki tutumuyla örtüşen bir alan oluşturuyor. Massie'nin çabaları, uluslararası hukukun üstünlüğü ve müttefikler arası hesap verebilirlik açısından Türk dış politikasında izlenmeye değer bir gelişmedir.