İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ordusunun ülkenin güneyindeki Huzistan eyaletinde 20 binden fazla kişiye hizmet veren sivil su altyapısını 'kasıtlı olarak' hedef aldığını ve bu saldırıyı 'savaş suçu' olarak nitelendirdi. Bekayi, yaptığı yazılı açıklamada, saldırının uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu vurgulayarak, sivil nüfusun temel ihtiyaçlarını karşılayan bu tesislerin askeri hedef olarak kabul edilemeyeceğini belirtti. İranlı yetkili, Washington'u sorumluluk almaya ve bu eylemleri durdurmaya çağırdı.
Saldırının detayları ve stratejik önemi
Huzistan eyaleti, İran'ın petrol ve doğal gaz rezervlerinin önemli bir kısmına ev sahipliği yapmasının yanı sıra, stratejik su kaynaklarına da sahiptir. Bölgedeki su arıtma tesisleri ve boru hatları, hem yerel halkın içme suyu ihtiyacını karşılamakta hem de tarımsal sulamada kullanılmaktadır. İran, daha önce de benzer altyapı hedeflerine yönelik saldırılar yaşamış, ancak bu kez su tesislerinin doğrudan hedef alınması, Tahran yönetiminin tepkisini artırmıştır.
Bekayi'nin açıklamalarına göre, saldırı sonucunda bölgedeki su şebekesi ciddi hasar görmüş ve onarım çalışmaları devam etmektedir. İranlı yetkili, ABD'nin bu hareketinin, uluslararası toplumun tepkisini çekecek nitelikte olduğunu savunurken, benzer saldırıların devam etmesi hâlinde İran'ın meşru müdafaa hakkını kullanacağını ima etti. Henüz bağımsız kaynaklardan saldırının boyutuna dair teyit gelmezken, bölgedeki insani durumun endişe verici olduğu belirtiliyor.
İran devlet medyası, saldırıyı 'terörist eylem' olarak nitelendirirken, ABD'den konuya ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı. Uzmanlar, bu tür altyapı saldırılarının, özellikle su kaynaklarının kısıtlı olduğu Ortadoğu'da, uzun vadeli insani krizlere yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Savaş suçu tartışmaları ve uluslararası hukuk
Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokollerine göre, sivil nüfusun hayatta kalması için vazgeçilmez olan içme suyu tesisleri, barajlar ve sulama sistemleri, askeri hedef olarak kullanılmadıkları sürece saldırıya uğramamalıdır. İran'ın iddiası, bu tür tesislerin 'kasıtlı' vurulmasının savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceğini öne sürmektedir. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (ICRC) de daha önce yaptığı açıklamalarda, su altyapısının korunmasının insani hukukun temel taşlarından olduğunu vurgulamıştır.
Bu gelişme, ABD ile İran arasındaki gerilimin yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor. Su kaynaklarına yönelik saldırılar, bölgedeki istikrarsızlığı körükleyebileceği gibi, kronik su kıtlığı yaşayan İran'da toplumsal huzursuzluğu da artırabilir. Öte yandan, her iki taraf da savaş suçu iddialarını diplomatik bir silah olarak kullanma eğilimindedir; bu nedenle iddiaların bağımsız bir soruşturmayla doğrulanması gerekmektedir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran'la hem enerji hem de su kaynakları açısından ortak sınırlara sahiptir. Bu tür bir saldırı, bölgedeki su güvenliğini doğrudan etkileyebilir ve Türkiye'nin de parçası olduğu sınıraşan suların yönetimine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Ayrıca, ABD-İran gerginliğinin tırmanması, Türkiye'nin enerji tedarik yollarını ve bölgesel istikrarı tehdit edebilir. Ankara, bu tür sivil altyapıya yönelik saldırıları kınarken, uluslararası hukuka uygun şekilde itidalli bir diplomatik duruş sergilemektedir.