ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Amerikan ordusunun İran'a yönelik operasyonlarında ‘güçlü ve net’ bir mesaj vereceğini duyurdu. Hegseth, gerekirse Çarşamba ve Perşembe geceleri de saldırıların devam edeceğini belirtti. Bu tehdit, Başkan Donald Trump'ın İran'ın misilleme saldırılarına karşılık olarak Çarşamba gecesi için daha fazla saldırı planladığını açıklamasından saatler sonra geldi. Gerilim, bölgedeki ABD üslerine yönelik İran destekli milis saldırılarının ardından hızla tırmanıyor.
Saldırıların arka planı ve hedefleri
Pentagon kaynaklarına göre, yeni saldırı dalgası İran'ın askeri altyapısını ve İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) bağlı hedefleri vurmayı amaçlıyor. Hegseth, operasyonların ‘orantılı ancak caydırıcı’ olacağını vurgularken, Trump yönetiminin İran'ın nükleer programına yönelik daha geniş bir askeri seçeneği masada tuttuğu sinyalini verdi. Son haftalarda, Yemen'deki Husiler ve Irak'taki İran yanlısı grupların ABD güçlerine yönelik saldırıları yoğunlaşmıştı. Beyaz Saray, bu saldırılara ‘müsamaha göstermeyeceklerini’ ve İran'ı doğrudan hedef alacaklarını açıklamıştı.
Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik bu açık tehdidinin, Tahran yönetimini müzakere masasına çekme girişimi olabileceğini yorumluyor. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani, ‘ABD'nin provokasyonlarına boyun eğmeyeceğiz’ diyerek sert bir retorik kullandı. Bu çerçevede, Trump yönetiminin ‘maksimum baskı’ politikasının askeri boyuta taşındığı yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran arasındaki bu yeni gerilim dalgası, tüm Ortadoğu'yu etkileme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez ülkeleri, tarafsızlık çağrısı yaparken, İsrail ise ABD'nin hamlelerini desteklediğini açıkladı. Öte yandan, Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi'nde durumun görüşülmesini talep etti. ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, aynı zamanda küresel petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden oldu; Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3 artarak 85 doları geçti.
NATO müttefikleri ise endişeli bir bekleyiş içinde. Avrupalı diplomatlar, Washington'a itidal çağrısında bulunurken, Fransa ve Almanya, diplomatik çözüm için arabuluculuk teklif etti. Ancak Trump yönetiminin bu önerilere sıcak bakmadığı biliniyor. Eğer saldırılar geniş çaplı bir çatışmaya dönüşürse, bölgedeki ABD askeri varlığı ve Irak-Suriye-Iran üçgenindeki dengeler yeniden şekillenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da bölgesel istikrarsızlık riskini artırması açısından kritiktir. ABD-İran çatışmasının tırmanması, Türkiye’nin Suriye ve Irak'taki terörle mücadele operasyonlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari açık ve ithalat faturasını artırarak ekonomik baskıyı derinleştirebilir. Diplomatik açıdan ise Ankara, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran arasında denge politikasını sürdürmek zorunda kalacak. Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu koruması için kriz anında arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir.