İran, ABD ile yürütülen nükleer müzakerelerde henüz somut bir ilerleme sağlanamadığını açıklarken, Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar şiddetlenerek devam ediyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, bugün yaptığı açıklamada, “Müzakereler sürüyor ancak taraflar arasında henüz bir anlaşmaya varılmış değil. Beklentilerimizi gerçekçi tutuyoruz” dedi. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik “maksimum baskı” politikasını yeniden devreye sokmasının ardından geldi. Öte yandan Lübnan'da, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) güney bölgelerdeki operasyonlarını yoğunlaştırmasıyla birlikte sivil can kayıpları artıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün yaptığı açıklamada, “Lübnan'dan çekilme niyetimiz yok. Güvenliğimizi sağlayana kadar orada kalacağız” ifadelerini kullandı. Bu gelişmeler, bölgedeki gerilimi tırmandırırken, uluslararası toplumdan ateşkes çağrıları yükseliyor.
Müzakerelerde Kilitlenme ve Tahran'ın Tutumu
İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakereler, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılması amacıyla aylardır devam ediyor. Ancak Trump yönetiminin 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlaması, süreci çıkmaza sokmuştu. Biden döneminde başlatılan müzakerelerde kaydedilen bazı ilerlemelere rağmen, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürmesi ve ABD'nin yaptırımları kaldırmada isteksiz davranması, anlaşma umutlarını zayıflatıyor. Kenani, müzakerelerin “içerik ve yöntem” konusunda hâlâ farklılıklar bulunduğunu belirterek, “Bizim için kırmızı çizgiler var: yaptırımların tamamen kaldırılması ve nükleer programımızın barışçıl doğasının tanınması” dedi. Öte yandan, İran'ın bölgesel müttefiki Hizbullah'ın Lübnan'da İsrail'le çatışması, müzakereleri daha da karmaşık hale getiriyor. Bazı analistler, Tahran'ın müzakere masasında elini güçlendirmek için Hizbullah'ı kullandığını öne sürüyor.
Lübnan'da Şiddet Sarmalı ve Bölgesel Etkileri
Lübnan'da son haftalarda tırmanan çatışmalar, özellikle güney bölgelerde ve başkent Beyrut'un bazı semtlerinde yoğunlaştı. İsrail'in hava saldırıları ve Hizbullah'ın roket saldırıları sonucu en az 50 sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert, taraflara derhal ateşkes çağrısında bulunarak, “Bu şiddet döngüsü masum sivilleri hedef alıyor ve bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıyor” dedi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediklerini ancak sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini vurguladı. Ancak Netanyahu yönetimi, Hizbullah'ın sınır bölgelerindeki varlığına son vermeden çekilmeyeceklerini açıkça ifade ediyor. Bu durum, Lübnan'ın zaten kırılgan olan siyasi ve ekonomik yapısını daha da derin bir krize sürüklüyor. Bölgesel güçlerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, çatışmaların yayılmasından endişe duyduklarını belirtirken, İran ise Hizbullah'a verdiği desteği sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD müzakerelerindeki tıkanıklık ve Lübnan'daki çatışmalar, Türkiye'nin bölgesel güvenliğini doğrudan etkileyebilecek gelişmelerdir. Türkiye, İran sınırında güvenlik tehditleriyle karşı karşıyayken, Lübnan'daki istikrarsızlık Doğu Akdeniz'deki enerji dengelerini ve Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu etkileyebilir. Ayrıca, İran ile ABD arasındaki gerilimin artması, Türkiye'nin enerji ithalatında kilit rol oynayan İran ile ekonomik ilişkilerini zorlaştırabilir. Türkiye, diplomatik çözüm ve ateşkes çağrılarını destekleyerek, bölgede tansiyonun düşürülmesi için aktif rol oynamalıdır.