İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, 18 Nisan 2025 Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD ile Ortadoğu'da devam eden savaşı sonlandıracak bir anlaşmaya 'her zamankinden daha yakın' olduklarını belirtti. Erakçi’nin bu açıklaması, arabulucu ülke Pakistan’ın anlaşma metninin nihai halinin kabul edildiğini duyurmasının hemen ardından geldi. İranlı bakan, sosyal medyada yaptığı paylaşımda 'İslamabad Mutabakat Zaptı hiç bu kadar yakın olmamıştı' ifadesini kullandı. Bu gelişme, İran ile ABD arasında yıllardır süren gerginliğin ardından diplomatik bir çözüm umutlarını yeniden canlandırdı.
Anlaşmanın arka planı ve müzakerelerin seyri
İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakereler, aylardır Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülüyordu. Taraflar arasındaki temaslar, Tahran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine ilişkin uzun süredir devam eden anlaşmazlıkların çözümüne odaklanmıştı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, 'İslamabad Mutabakat Zaptı'nın her iki tarafça da kabul edilen nihai metninin hazır olduğu ve imzalanmayı beklediği belirtildi. Açıklamada, anlaşmanın savaşın sona erdirilmesi, esir takası ve insani yardım koridorlarının açılması gibi maddeler içerdiği ifade edildi.
Erakçi'nin sosyal medya paylaşımı, İran tarafının anlaşmaya olan bağlılığını ve iyimserliğini yansıtıyor. Ancak aynı zamanda, 'hiç bu kadar yakın olunmadı' ifadesi, anlaşmanın hala imzalanmadığını ve son dakikada yaşanabilecek aksaklıklara dikkat çekiyor. ABD cephesinden henüz resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, Beyaz Saray'dan isimsiz bir yetkilinin Reuters'a verdiği bilgiye göre, Washington da anlaşmaya yaklaşıldığı konusunda iyimser ancak İran'ın taahhütlerine uyacağına dair somut garantiler bekliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kim ne kazanacak?
Olası bir İran-ABD anlaşması, bölgesel dengeleri kökünden değiştirecek potansiyele sahip. İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması ve bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteğin azaltılması karşılığında, Tahran'a uygulanan ekonomik yaptırımların hafifletilmesi ve güvenlik garantileri sağlanması bekleniyor. Bu durum, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere bölge ülkeleri tarafından endişeyle izleniyor. Suudi Arabistan, her ne kadar İran ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atmış olsa da, Tahran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından çekiniyor. İsrail ise anlaşmaya karşı olduğunu defalarca dile getirdi ve İran'ın nükleer tesislerine saldırı seçeneğini masada tutuyor.
Küresel açıdan bakıldığında, anlaşma uluslararası enerji piyasalarını da etkileyebilir. İran'ın petrol ihracatına yönelik yaptırımların kalkması halinde, küresel petrol arzındaki artış fiyatların düşmesine neden olabilir. Bu da hem üretici hem de tüketici ülkeler için önemli sonuçlar doğuracaktır. Ayrıca, anlaşmanın sağlanması halinde, Çin ve Rusya gibi İran'a yakın duran ülkelerin bölgedeki nüfuzu da yeniden şekillenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile tarihsel ve ticari bağları olan bir komşu ülke olarak, anlaşma sürecini yakından izliyor. Olası bir barış anlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliğine olumlu yansıyabilir; İran doğalgaz ve petrolünün daha kolay ulaşılabilir hale gelmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, bölgesel istikrarın artması, Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki güvenlik kaygılarını da azaltabilir. Ancak, anlaşmanın içerdiği olası tavizler ve İran'ın bölgesel pozisyonunun güçlenmesi, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu dengeleme çabalarını zorlaştırabilir. Ankara, anlaşma sürecinde kendi çıkarlarını korumak için diplomatik girişimlerini sürdürecektir.