Avrupa Birliği, Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerine Pazartesi günü başlayacak. Macaristan'ın yeni hükümeti, eski Başbakan Viktor Orban'ın uzun süredir devam eden vetosunu kaldırdı. AB liderleri, tüm üye ülkelerin Ukrayna ve Moldova ile katılım müzakerelerinin ilk aşamasını başlatmayı kabul ettiğini duyurdu. Karar, Ukrayna'nın Avrupa entegrasyonu yolunda tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Macaristan'ın tutum değişikliği, AB genişleme sürecinde önemli bir engeli ortadan kaldırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Ukrayna, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgalin ardından AB'ye acil üyelik başvurusu yapmıştı. AB, Haziran 2022'de Ukrayna'ya aday ülke statüsü vermiş, ancak Macaristan'ın direnişi nedeniyle müzakerelere başlanamamıştı. Viktor Orban, Ukrayna'daki Macar azınlığın haklarına ilişkin endişeleri gerekçe göstererek 2023 boyunca vetosunu sürdürmüştü.
Macaristan'da 2024 başında yapılan genel seçimlerin ardından göreve gelen yeni Başbakan Peter Szijjarto hükümeti, AB ile ilişkileri yeniden yapılandırma sözü verdi. Szijjarto, Ukrayna'nın Macar azınlığın eğitim ve dil haklarını güvence altına alan yasalar çıkarmasının ardından vetoyu kaldırmayı kabul etti. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, kararı memnuniyetle karşıladı ve "Ukrayna'nın yeri Avrupa Birliği'ndedir" dedi.
Müzakerelerin ilk aşaması, Ukrayna ve Moldova'nın AB müktesebatına uyum sağlama sürecini kapsıyor. Bu aşama, aday ülkelerin hukuk sistemi, ekonomi ve insan hakları alanlarındaki reformlarını değerlendirecek. AB, sürecin hızlı ilerlemesi için Ukrayna'ya teknik ve mali destek sağlayacağını açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ukrayna'nın AB üyelik müzakerelerine başlaması, Rusya'nın Ukrayna'nın Avrupa-Atlantik entegrasyonunu engelleme çabalarına karşı stratejik bir yenilgi olarak görülüyor. Moskova, Ukrayna'nın AB ve NATO'ya üyeliğini kırmızı çizgi olarak tanımlamış, bu durumu işgal için gerekçe göstermişti.
Karar, Batı Balkanlar'daki aday ülkeler için de emsal teşkil ediyor. Sırbistan, Karadağ, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya'nın da aralarında bulunduğu adaylar, Ukrayna'ya hızlı yol verilmesinden rahatsızlık duyuyor. AB liderleri, genişleme sürecinde adil ve liyakat temelli bir yaklaşım benimsemeyi taahhüt etti. Ukrayna'nın üyelik süreci, yolsuzlukla mücadele, yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğü alanlarında somut ilerleme gerektiriyor.
ABD Başkanı Joe Biden, kararı desteklediğini belirterek, "Ukrayna'nın geleceği demokratik Avrupa ailesi içindedir" dedi. ABD yönetimi, Ukrayna'ya askeri ve mali yardımı sürdürürken, AB üyeliği sürecinin jeopolitik önemini vurguluyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise kararı kınayarak, AB'nin Ukrayna'yı kendi yörüngesine çekerek Kırım ve Donbass'taki gerilimi tırmandırdığını iddia etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna'nın AB üyelik müzakerelerine başlaması, Türkiye için dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, AB aday ülkesi olarak 2005'ten bu yana katılım müzakereleri yürütüyor ancak süreç uzun yıllardır tıkanmış durumda. Ukrayna'nın hızlı ilerlemesi, Ankara'da AB'nin çifte standart uyguladığı algısını güçlendirebilir. Ayrıca, Ukrayna'nın AB üyeliği, Türkiye'nin Karadeniz'deki stratejik konumunu etkileyebilir; zira AB üyesi bir Ukrayna, Rusya'nın bölgedeki etkisini sınırlarken, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden doğan haklarını da gündeme getirebilir. Türkiye, Ukrayna ile savunma işbirliğini sürdürürken, AB üyeliği sürecinin Türk dış politikasına yansımalarını dikkatle izlemektedir.