Irak, İran destekli silahlı grupların saldırılarına karşı koymak ve Suudi Arabistan ile güvenlik bağlarını güçlendirmek amacıyla Suudi sınırına askeri takviye gönderdi. Bağdat yönetimi, bu hamleyle sınır güvenliğini artırmayı ve bölgedeki istikrarsızlığa karşı caydırıcılık oluşturmayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı ve Nedenleri
Irak hükümeti, son haftalarda artan İran destekli milis faaliyetlerini yakından izliyor. Bu grupların, Suudi Arabistan sınırında bulunan Irak topraklarını kullanarak saldırılar düzenlediğine dair istihbarat raporları üzerine Bağdat, sınır hattına ek birlikler ve zırhlı araçlar sevk etme kararı aldı. Resmi açıklamalara göre, takviye birlikler özellikle Enbar ve Ninova vilayetlerinin Suudi Arabistan ile olan sınır kesimlerine konuşlandırılıyor.
Irak Ordusu Sözcüsü Tümgeneral Yahya Resul, yaptığı açıklamada, "Sınırlarımızın güvenliği kırmızı çizgimizdir. İran destekli grupların faaliyetlerine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Resul, takviyelerin sınır kontrolünü güçlendirmeyi, kaçakçılığı önlemeyi ve terör örgütlerinin sızmasını engellemeyi amaçladığını vurguladı. Ayrıca, Suudi Arabistan ile koordinasyonun artırılarak ortak devriye faaliyetlerine başlanacağını belirtti.
Bu gelişme, Irak'ın iki komşusu arasındaki gerilimi yansıtıyor. İran ve Suudi Arabistan, uzun süredir bölgesel nüfuz mücadelesi içinde. Irak, bu mücadelede denge politikası izlemeye çalışıyor. Bağdat'ın Suudi sınırına asker yığması, İran'a mesaj olarak yorumlanıyor; ancak Irak hükümeti, İran ile ipleri tamamen koparmak istemiyor. Uzmanlara göre, Irak bu hamlesiyle hem Suudi Arabistan'a güven vermek hem de İran'ı sınır ihlallerinin bedeli konusunda uyarmak istiyor.
İran destekli milisler, Irak'ta siyasi ve askeri olarak önemli bir güç konumunda. Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) adı altında örgütlenen bu grupların bir kısmı, İran'ın Devrim Muhafızları ile yakın bağları nedeniyle Bağdat'ın kontrolünden çıkabiliyor. Son dönemde, bu grupların Suudi Arabistan ve ABD hedeflerine insansız hava aracı saldırıları düzenlediğine yönelik raporlar basına yansımıştı. Irak hükümeti, bu tür eylemlerin ülkesini uluslararası bir çatışmanın içine çekebileceği endişesiyle, sınırda daha sert önlemler alma ihtiyacı duyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Suudi-Irak İlişkileri ve İran Faktörü
Irak'ın bu hamlesi, Suudi Arabistan ile ilişkilerini güçlendirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. 2021 yılında Suudi Arabistan'ın Bağdat Büyükelçiliği, 30 yıl aradan sonra yeniden açılmıştı. Son yıllarda iki ülke arasında ticaret ve yatırım anlaşmaları imzalanmış, Suudi yetkililer Irak'ın yeniden inşası için milyarlarca dolarlık yatırım sözü vermişti. Ancak İran'ın müdahalesi, bu yakınlaşmanın önündeki en büyük engel olarak duruyor. Suudi Arabistan, İran destekli milislerin kendi sınırlarına yönelik tehdit oluşturduğunu defalarca dile getirmişti.
Bölgesel açıdan bakıldığında, Irak'ın bu adımı, ABD'nin çekilmesinin ardından oluşan güç boşluğunda yeni dinamiklerin habercisi olabilir. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltmasıyla, Irak ve Suudi Arabistan gibi ülkeler kendi güvenlik stratejilerini yeniden şekillendirmek zorunda kalıyor. Özellikle Körfez ülkeleri, İran'ın bölgesel faaliyetlerinden endişe duyuyor ve Irak'ın bu tutumunu memnuniyetle karşılayacaktır.
Öte yandan İran, Irak'ın bu kararını doğrudan kendisine yönelik bir tehdit olarak algılayabilir. Tahran yönetimi, Irak'taki nüfuzunu kaybetmek istemiyor. Bu nedenle, Irak'ın Suudi yüzünden İran ile karşı karşıya gelmesi, bölgesel istikrarı daha da karmaşıklaştırabilir. İki ülke arasında Sünni-Şii ekseninde derin güven bunalımı yaşanıyor. Suudi Arabistan, İran'ın nükleer programı ve vekil güçleri aracılığıyla bölgede istikrarsızlık yarattığını savunuyor. Irak ise bu iki güç arasında sıkışmış durumda.
Analistlere göre, Irak'ın sınır takviyesi sembolik bir hareket olmanın ötesinde, Bağdat'ın merkezi otoritesini sağlamlaştırma isteğini de gösteriyor. Milis grupların devlet dışı aktörler olarak hareket etmesi, Irak'ın egemenliğini zedeliyor. Başbakan Mustafa el-Kazımi hükümeti, silahlı grupları devlet kontrolü altına almak için çaba sarf ediyor; ancak bu grupların siyasi kanatları parlamentoda güçlü olduğundan, bu süreç oldukça kırılgan bir denge üzerine kurulu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu Irak'ta istikrarın sağlanmasını kendi güvenliği açısından kritik görüyor. Irak'ın kuzeyinde PKK ve türevleriyle mücadele eden Türkiye, Irak'ın sınır güvenliğini artırmasını ve terörle mücadelede işbirliği kapasitesinin gelişmesini destekliyor. Suudi Arabistan ile Irak arasındaki bu yakınlaşma, bölgesel denklemi değiştirebilir; ancak Türkiye, İran'ın Irak'taki nüfuzunun azalmasını kendi çıkarlarıyla uyumlu görse de, bu sürecin Ankara'yı dışlayarak yürütülmesine sıcak bakmıyor. Türkiye, Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunmasından yana. Bu gelişme, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel dinamiği etkileyebilir; ancak Ankara'nın asıl önceliği, Irak'ta istikrar ve terörle mücadeledir.