Ortadoğu'da devam eden jeopolitik gerilimler, küresel inşaat sektöründe 'yeni normal' olarak adlandırılan bir dönemi başlattı. Çelik, demir, bakır ve petrokimya ürünleri başta olmak üzere temel inşaat malzemelerinin fiyatlarındaki hızlı yükseliş, firmaların kâr marjlarını ciddi şekilde daraltırken, gelecek projeler için ihale bedellerinin de artacağı beklentisini güçlendiriyor. Sektör temsilcileri, bu yeni durumun sadece maliyet artışı değil, aynı zamanda tedarik zinciri yönetiminde köklü değişiklikler gerektirdiğini vurguluyor.
Gelişmenin arka planı: Ortadoğu'da çatışmalar ve tedarik zinciri krizi
Geçtiğimiz yıl İsrail-Hamas çatışmasının ardından Kızıldeniz'de Husi milislerinin ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretinde büyük aksamalara yol açtı. Süveyş Kanalı üzerinden yapılan taşımacılığın tehlikeye girmesi, Asya ve Avrupa arasındaki navlun maliyetlerini üçe katladı. Bu durum, özellikle enerji yoğun üretim süreçlerine sahip çimento, demir-çelik ve petrokimya gibi sektörleri doğrudan etkiledi. Örneğin, Çin'den ithal edilen inşaat çeliğinin ton fiyatı, son altı ayda yüzde 40 oranında artarak 800 dolar seviyesini aştı. Benzer şekilde, Ortadoğu'daki rafinerilerden temin edilen asfalt ve bitüm fiyatları da yüzde 30-50 arasında yükseldi.
Uzmanlar, bu fiyat artışlarının sadece jeopolitik risklerden kaynaklanmadığını, aynı zamanda küresel talebin de yavaş yavaş toparlandığını belirtiyor. Pandemi sonrası ertelenen altyapı projelerinin hayata geçirilmesi ve yeşil enerji dönüşümü yatırımları, çelik ve bakır gibi mallara olan talebi artırdı. Ancak arz tarafında, savaş ve ticaret kısıtlamaları nedeniyle üretim kapasitesi aynı oranda artırılamadı. Bu dengesizlik, fiyatların kısa vadede gerilemesini zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Asya ve Ortadoğu'da inşaat sektörü yeniden şekilleniyor
Ortadoğu ve Asya, inşaat malzemelerindeki fiyat artışından en çok etkilenen bölgelerin başında geliyor. Dubai, Suudi Arabistan, Katar ve Singapur başta olmak üzere birçok ülkede mega projelerin (NEOM, Expo City gibi) maliyet bütçeleri yeniden gözden geçiriliyor. Örneğin, Suudi Arabistan'ın Rekabet Kurumu, çimento ve hazır beton fiyatlarındaki yüzde 25'lik artış üzerine soruşturma başlattı. Asya'nın büyük inşaat pazarları Hindistan, Vietnam ve Endonezya'da ise talepteki canlılığa rağmen, döviz kurlarındaki dalgalanma maliyet avantajını ortadan kaldırdı.
Tedarik zincirindeki bu kırılganlık, firmaları alternatif tedarikçilere yöneltiyor. Türk inşaat firmaları da bu arayışta önemli bir aktör haline geldi. Özellikle çimento, çelik ve demir ürünlerinde ihracat kapasitesini artıran Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarında geleneksel tedarikçiler olan Çin ve Hindistan'ın yerini almaya başladı. Ancak, lojistik maliyetlerinin halen yüksek olması, bu avantajı sınırlıyor. Uzmanlar, 2024 yılının ikinci yarısından itibaren talep baskısının azalması ve küresel faiz indirimlerinin etkisiyle maliyet artışlarının yavaşlayabileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türk inşaat sektörü, yurt dışı müteahhitlik hizmetleri ve malzeme ihracatıyla bu krizden etkileniyor ancak aynı zamanda fırsatlar da doğuyor. Artan maliyetler, Türk müteahhitlerin rekabet gücünü zayıflatabilirken, Türkiye'nin kaliteli ve nispeten uygun fiyatlı inşaat malzemeleri ihraç etme potansiyeli, yeni pazar kapıları açabilir. Ancak, Ortadoğu ve Asya'da projelerin durma noktasına gelmesi, Türk taahhüt firmalarının yeni iş almasını zorlaştırabilir. Ekonomik açıdan, enerji ve hammadde ithalatına bağımlılık nedeniyle Türkiye'nin cari açığı üzerindeki baskı artabilir. Dış politika açısından ise Ankara, bu krizde tedarik zinciri güvenliği konusunda Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile daha yakın iş birliği zemini bulabilir.