Birleşmiş Milletler (BM) bağımsız soruşturma komisyonunun yeni raporu, İsrail güvenlik güçlerinin Gazze'deki çocuk nüfusunun yaklaşık yüzde 2'sini öldürdüğünü ortaya koydu. Raporda, İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik işlediği suçlar kapsamlı şekilde belgelenirken, ölen çocukların sayısının 20 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. BM raporu, bu saldırıların uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlallerini oluşturduğunu ve savaş suçu olarak değerlendirilebileceğini vurguluyor. Raporda ayrıca, saldırılarda en çok çocukların hedef alındığı okullar, hastaneler ve konutlar gibi sivil alanların vurulduğu belirtiliyor. BM Komisyonu, İsrail'in bu eylemlerinin sistematik ve yaygın olduğunu ifade ediyor.
Raporda belgelenen vahşet: Çocuklar hedefte
Rapor, 7 Ekim 2023'ten bu yana geçen dönemde İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda öldürülen çocuk sayısının 20 bin 143 olduğunu kaydediyor. Bu rakam, Gazze'deki toplam çocuk nüfusunun yaklaşık yüzde 2'sine tekabül ediyor. Raporda, öldürülen çocukların büyük çoğunluğunun 5 yaşın altında olduğu ve saldırıların özellikle nüfusun yoğun olduğu bölgelerdeki evleri hedef aldığı vurgulanıyor. Komisyon, İsrail güçlerinin, çocuklara karşı ayrım gözetmeksizin güç kullandığını, uluslararası hukukun çocuklara özel koruma sağlayan maddelerini ihlal ettiğini belirtiyor. Ayrıca, rapor kapsamında, çocukların tahliye edilmesi engellenen hastanelerde tedavi olamadığı, okulların bombalanmasıyla eğitim hakkının ihlal edildiği ve insani yardıma erişimin kısıtlanması nedeniyle çocuk ölümlerinin arttığı kaydediliyor.
Uluslararası hukuk ve bölgesel yansımalar
BM raporu, İsrail'in bu eylemlerinin savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini belirterek, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) sevk edilmesi çağrısında bulunuyor. Raporda, çocukların hedef alınmasının sistematik olduğu ve Gazze'de yaşananların soykırımın tanımına uyabileceği ifade ediliyor. Bölgesel düzeyde ise, bu rapor Arap dünyasında İsrail karşıtı söylemleri güçlendirirken, İsrail'in meşruiyetine yönelik sorgulamaları artırıyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, Gazze'deki insani durumun daha da kötüleşmesi halinde sınır güvenliklerinin tehdit altına gireceğini belirtiyor. Özellikle Filistinli mülteci akınının artması, bölgesel istikrarı tehdit eden en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası toplumdan ise kınama açıklamaları gelirken, somut adımların atılmaması raporun etkisini sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani kriz karşısında Filistin davasına destek veren başlıca ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. BM raporu, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini uluslararası belgelerle teyit etmiş oluyor. Bu durum, Türk dış politikasının Filistin yanlısı duruşunu güçlendirecek ve İsrail ile ilişkilerde daha sert açıklamaların gelmesine yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla Gazze'ye yaptığı yardımların önemi bir kez daha vurgulanıyor. Raporda yer alan savaş suçu iddiaları, Türkiye'nin UCM nezdinde girişimlerini hızlandırmasına neden olabilir. Bölgesel istikrar açısından ise, Gazze'deki çatışmaların yayılması halinde Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir güvenlik tehdidi oluşabileceği değerlendiriliyor.