İngiltere'de yeni hükümet tarafından gündeme getirilen ve kamuoyunda "milyoner vergisi" olarak bilinen yüksek değerli konut vergisi düzenlemesi, ciddi bir veri eksikliği sorunuyla karşı karşıya. Yapılan bir araştırma, 1,5 milyon sterlin ve üzerinde değere sahip evlerin yaklaşık yüzde 40'ının Tapu Sicili'nde (Land Registry) herhangi bir satış kaydı bulunmadığını ortaya koydu. Bu durum, verginin adil ve doğru bir şekilde uygulanmasını neredeyse imkânsız hale getirirken, mülk sahipleri ile hükümet arasında ciddi bir anlaşmazlığa zemin hazırlıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Konut Piyasasında Şeffaflık Sorunu
İngiltere Toprak Gözlemevi (Land Observatory) tarafından yürütülen ve Financial Times tarafından aktarılan araştırmaya göre, ülke genelinde değeri 1,5 milyon sterlinin üzerinde olan konutların yüzde 42'sinin Tapu Sicilinde satış geçmişi bulunmuyor. Bu oran Londra'da yüzde 39'a, ülkenin geri kalanında ise yüzde 47'ye kadar çıkıyor. Araştırmacılar, mülk değerlerinin belirlenmesinde kritik öneme sahip olan satış verilerinin eksikliğinin, Vergi ve Gümrük Dairesi'nin (HMRC) potansiyel vergi gelirlerini doğru hesaplamasını engellediğini belirtiyor.
İşçi Partisi hükümeti, konut piyasasını düzenlemek ve kamu gelirini artırmak amacıyla, 1,5 milyon sterlinin üzerindeki evler için Tapu Harcı'nı (Stamp Duty) artırmayı planlıyor. Ancak uzmanlar, vergilendirilecek mülklerin büyük bir kısmının resmî kayıtlarda güncel satış değeri olmadığı için bu girişimin hukuki ve pratik engellerle karşılaşacağını vurguluyor. Emlak uzmanlarına göre, birçok yüksek değerli mülk yıllar içinde elden ele geçmiş ya da hiç satılmamış olabilir, bu da mevcut piyasa değerinin belirlenmesini zorlaştırıyor.
Tapu Sicili verileri, mülklerin son satış fiyatını gösterirken, aradan geçen sürede piyasa koşulları ve enflasyon nedeniyle güncelliğini yitiriyor. Araştırma, özellikle 2016-2022 yılları arasında inşa edilen lüks konutların bir kısmının hiç satılmadığını veya kayıt dışı işlemlerle el değiştirdiğini ortaya koyuyor. Bu durum, verginin adil dağılımını tehlikeye atarken, mülk sahiplerinin vergiden kaçınmak için yasal boşlukları kullanmasına da yol açabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Lüks Konut Vergisi Eğilimi ve Piyasa Etkileri
Dünya genelinde birçok ülke, artan eşitsizlikle mücadele ve kamu gelirlerini artırma amacıyla lüks konutlara yönelik ek vergiler getiriyor. New York, Hong Kong, Paris ve Dubai gibi büyük şehirlerde uygulanan benzer düzenlemeler, yüksek değerli mülklerin fiyatlandırılmasında önemli sorunlar yaşandığını gösteriyor. Ancak İngiltere'deki durum, veri altyapısının yetersizliği nedeniyle daha karmaşık bir hal alıyor.
Uzmanlar, İngiltere'deki lüks konut piyasasının büyük ölçüde yabancı yatırımcılar tarafından şekillendirildiğine dikkat çekiyor. Tapu kayıtlarının yetersiz olması, özellikle yabancı sermaye akışının izlenmesini zorlaştırırken, kara para aklama ve vergi kaçırma faaliyetlerine zemin hazırlayabiliyor. Bu bağlamda, düzenlemenin başarısı sadece vergi gelirleri açısından değil, aynı zamanda finansal şeffaflık açısından da kritik öneme sahip.
Öte yandan, vergi artışının Londra'nın küresel bir finans merkezi olarak cazibesini azaltabileceği endişesi de bulunuyor. Yüksek vergi oranlarının, lüks konut piyasasını olumsuz etkileyerek fiyat düşüşlerine yol açabileceği ve bunun da genel ekonomiye yansıyabileceği belirtiliyor. İngiltere Hazine Bakanlığı'nın, veri eksikliğini gidermek için Tapu Sicili'ni güncelleme ve mülk değerleme yöntemlerini iyileştirme çalışmalarına hız vermesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu gelişme, Türkiye'de özellikle lüks konut piyasasında benzer şeffaflık sorunları yaşanabileceğine işaret ediyor. Türkiye'de de tapu kayıtlarının güncel olmaması ve satış fiyatlarının gerçek değerleri yansıtmaması nedeniyle emlak vergisi uygulamalarında adalet sorunu bulunuyor. Ayrıca, yabancı yatırımcıların yoğun olduğu İstanbul, Antalya ve Bodrum gibi bölgelerde mülk değerlerinin doğru tespit edilememesi, Türkiye'nin vergi gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, uluslararası finansal şeffaflık standartlarına uyum açısından Türkiye için bir uyarı niteliği taşıyor; veri altyapısı güçlendirilmezse benzer risklerle karşılaşılabilir.