Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un görev süresinin son büyük mali sınavı olan 2025 bütçesinin görüşmeleri, ülkeyi on yılın en yüksek riskli mali hesaplaşmasına hazırlıyor. Ekonomik durgunluk ve artan borç yükü altındaki Fransa’da, Macron’un azalan siyasi gücü ve meclisteki parçalanmış yapı, bütçe sürecini bir kriz senaryosuna dönüştürmüş durumda. Fransız hükümeti, bütçe açığını GSYİH’nin %5,5’ine düşürmeyi hedefliyor ancak muhalefetin sert direnişiyle karşı karşıya. Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, ülkenin mali disiplinini korumak için ‘olağanüstü adımlar’ atılması gerektiğini söylerken, aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi lideri Marine Le Pen, bütçenin ‘çalışan sınıfa saldırı’ olduğunu savunuyor. Avrupa Komisyonu da Fransa’ya aşırı açık prosedürü başlatma tehdidinde bulunmuş, Paris’i yeni bütçe kısıtlamalarına zorlamıştı. Bütçe görüşmelerinin Cumhurbaşkanı Macron’un 2027’deki muhtemel ayrılışının öncesinde son büyük siyasi krizine işaret ettiğini belirten siyaset bilimci Jean-Yves Dormagen, ‘Bu sadece bir bütçe savaşı değil, aynı zamanda Fransa’nın Avrupa’daki güvenilirliğinin testidir’ diyor.
Bütçe krizinin arka planı ve siyasi çıkmaz
Fransa, Avrupa’nın en yüksek kamu harcamaları oranına sahip ülkelerinden biri olarak, yıllardır mali konsolidasyon konusunda zorlanıyor. Macron’un 2017’de iktidara gelmesiyle başlatılan iş dostu reformlar, kısa vadede büyümeyi canlandırsa da, pandemi ve enerji krizinin ardından kamu borcu GSYİH’nin %112’sine fırlamış durumda. Bu tablo, Fransa’nın AB’nin Maastricht kriterlerini ihlal etmesine ve Brüksel’den uyarı almasına yol açtı. 2025 bütçesi için Macron hükümeti, 40 milyar Euro’luk kesinti planı hazırladı. Bu plan, emekli maaşlarının dondurulması, kamu sektöründe istihdam azaltımı ve bazı sosyal yardımların kısılmasını içeriyor. Ancak Cumhurbaşkanı’nın partisi Renaissance, mecliste tek başına çoğunluğa sahip değil; 2022 seçimlerinde kazandığı 250 sandalye, 577 üyeli Ulusal Meclis’te yeterli desteği sağlamıyor. Muhalefet bloğu ise 289 sandalyelik bir güç dengesi oluşturmuş durumda. Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN), 88 sandalyesiyle kilit konumda. RN lideri Marine Le Pen, bütçeye karşı cephe alırken, sol koalisyon NUPES de benzer bir tutum sergiliyor. Siyaset bilimci Marc Lazar, ‘Fransa şu an bir ‘blokaj demokrasisi’ ile karşı karşıya. Hiçbir parti tek başına yasa çıkaramıyor ve bütçe gibi hayati bir konuda anlaşma sağlamak neredeyse imkansız. Macron, anayasanın 49.3 maddesini kullanarak bütçeyi meclisten geçirmeye çalışabilir, ancak bu siyasi bedeli ağır olacak bir süreç’ diye uyarıyor. 49.3 maddesi, hükümetin bir yasayı meclis oylaması olmadan yürürlüğe koymasına izin veriyor, ancak hemen ardından güvensizlik oyu riskini doğuruyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa’da güvenilirlik sınavı
Fransa’nın bütçe krizi sadece iç politika değil, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin mali kurallarının bir sınavı niteliği taşıyor. Almanya’nın mali disiplin konusundaki katı tutumuyla bilindiği AB’de, Fransa’nın bütçe açığını kapatamaması, ortak para birimi Euro’nun istikrarını sorgulatabilir. Avrupa Merkez Bankası (ECB), daha önce Fransa’nın borçlanma maliyetlerindeki artışı yakından izlediğini duyurmuştu. Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizleri son haftalarda Almanya’nınkine göre 80 baz puan yükseldi ve bu, piyasalarda Fransa’nın risk priminin arttığını gösteriyor. Önde gelen finans kuruluşları, bütçe krizinin uzaması halinde Fransa’nın kredi notunun düşürülebileceğini belirtiyor. Moody’s, S&P ve Fitch, Paris’in borç sürdürülebilirliğine dair uyarılarını yineledi. Bu durum, Avrupa genelinde bir ‘borç endişesi’ dalgasını tetikleyebilir. Ekonomist Charles Wyplosz, ‘Fransa, Avrupa’nın en büyük ikinci ekonomisi olarak, mali çıkmazının bölgeye yansımaları olacaktır. İtalya zaten yüksek borçla boğuşurken, Fransa’nın da benzer bir noktaya gelmesi, Euro bölgesinin temel taşlarını sarsabilir’ yorumunu yapıyor. Ayrıca, Fransa’nın savunma harcamalarındaki artış ihtiyacı (NATO yükümlülükleri) bütçeyle çelişiyor. Macron, daha önce savunma bütçesini %40 artırma sözü vermişti ancak mevcut mali koşullar, bu taahhüdü sorgulanır hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa’daki bütçe krizi, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde kritik bir zamana denk geliyor. AB, Fransa’nın liderliğinde Türkiye’ye yönelik yaptırım ve gümrük birliği güncellemesi konularında bölünmüş durumda. Macron’un iç politikadaki zafiyeti, Fransa’nın AB içinde Türkiye karşıtı sert tutumunu yumuşatabilir mi, bilinmez. Ancak kısa vadede, Fransa’nın ekonomik sorunları, AB’nin genişleme ve komşuluk politikalarını ikinci plana atabilir. Türkiye, Fransa’nın mali krizini, kendi ekonomik reform hikayesini anlatmak için bir fırsat olarak kullanabilir; Paris’in borç sorunları, Ankara’nın “biz daha iyiyiz” söylemini güçlendirebilir. Bununla birlikte, Fransa’daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye’nin Avrupa’daki yatırım ve ticaret ortaklıklarını etkileyebilir; TotalEnergies gibi Fransız şirketlerinin Türkiye’deki projeleri izlenmelidir.