Jamaika, İngiliz monarşisine sunduğu dilekçeyle transatlantik köle ticaretinin yasallığını ve İngiltere'nin bu ticaretten doğan zararları tazmin etme yükümlülüğünü sorguladı. Dilekçe, İngiltere'nin kölelikten sorumlu tutulup tutulamayacağına dair yasal bir tartışma başlattı. Konu, sömürgecilik sonrası adalet arayışlarında önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
İngiltere, 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar süren transatlantik köle ticaretinin en büyük aktörlerinden biriydi. Yaklaşık 3,1 milyon Afrikalı, İngiliz gemileriyle Amerika kıtasına taşındı. 1807'de köle ticareti, 1833'te ise kölelik yasaklandı. Ancak İngiltere, köle sahiplerine 20 milyon sterlin tazminat ödedi; bu, o dönemde devlet bütçesinin %40'ına denk geliyordu. Kölelerin kendilerine ise hiçbir tazminat verilmedi. 1833 sonrası dönemde İngiliz ekonomisi, kölelikten elde edilen sermaye birikimiyle sanayi devrimini finanse etti.
Jamaika, İngiliz sömürge yönetimi altında köleliğin en yoğun yaşandığı bölgelerden biriydi. Ada, 1962'de bağımsızlığını kazanmasına rağmen, sömürge döneminden kalan ekonomik ve sosyal eşitsizliklerle mücadele ediyor. 2021'de Jamaika hükümeti, İngiltere'den resmi tazminat talebinde bulunacağını açıklamıştı. Şimdi ise doğrudan monarşiye hitaben bir dilekçe verildi. Dilekçede, köle ticaretinin yasallığı sorgulanıyor ve İngiltere'nin uluslararası hukuk önünde sorumlu olduğu iddia ediliyor. Ayrıca, Kraliyet ailesinin köle ticaretinden doğrudan kâr elde ettiği belgelerle ortaya konuyor.
İngiltere hükümeti bugüne kadar resmi bir özür dilemedi veya tazminat ödemeyi kabul etmedi. 2023'te Dışişleri Bakanı James Cleverly, kölelik için özür dilemenin "yanlış" olacağını söylemişti. Ancak kamuoyu baskısı artıyor. Oxford ve Cambridge üniversiteleri, kilise ve bazı şirketler kölelik bağlantılarını kabul edip tazminat fonları oluşturdu. Kral III. Charles ise 2022'de kölelikten duyduğu "derin üzüntüyü" dile getirdi ancak özür dilemedi. Jamaika'nın dilekçesi, bu konuda yasal bir emsal oluşturmayı amaçlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Jamaika'nın girişimi, Karayipler Topluluğu (CARICOM) ülkeleri tarafından destekleniyor. CARICOM, 2013'te İngiltere, Fransa, Hollanda gibi eski sömürgeci ülkelere karşı 10 maddelik bir tazminat planı sunmuştu. Bu plan, resmi özür, borç iptali, eğitim ve sağlık yatırımları gibi talepleri içeriyor. Benzer şekilde, Afrika ülkeleri de sömürgecilik sonrası adalet konusunda seslerini yükseltiyor. 2023'te Afrika Birliği, kölelik ve sömürgecilik için tazminat çağrısı yaptı. Avrupa'da ise Hollanda 2022'de kölelik için resmi özür diledi ve 200 milyon euroluk bir fon kurdu. Fransa, 2001'de köleliği insanlığa karşı suç olarak tanıdı ancak tazminat ödemedi. İngiltere'nin tutumu, diğer Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında daha katı.
Uluslararası hukuk açısından, devletlerin geçmişte işlediği insanlık suçlarından sorumlu tutulması zorlu bir alan. 2001'de kabul edilen BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi, kölelik ve sömürgeciliği insanlığa karşı suç olarak tanımlıyor ancak tazminat konusunda bağlayıcı bir hüküm içermiyor. Jamaika'nın dilekçesi, bu boşluğu doldurmak için bir fırsat olarak görülüyor. Hukukçular, İngiltere'nin köle ticaretini yasallaştıran kanunların, o dönemde bile insan haklarına aykırı olduğunu savunuyor. Ayrıca, İngiltere'nin kölelikten elde ettiği ekonomik kazançların bugünkü servet dağılımını etkilediği belirtiliyor.
Dilekçenin Kraliyet ailesine sunulması sembolik bir adım. Monarşinin yasal bir yaptırım gücü bulunmuyor; ancak kamuoyu nezdinde etkili olabilir. İngiltere'de kölelik karşıtı hareketler, hükümete baskı yapmak için bu dilekçeyi kullanmayı planlıyor. Öte yandan, tazminat karşıtları, günümüz insanlarının geçmişteki suçlardan sorumlu tutulamayacağını savunuyor. Tartışma, sömürgecilik sonrası adalet arayışlarının karmaşıklığını gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, transatlantik köle ticaretine doğrudan katılmamış olsa da, Osmanlı İmparatorluğu döneminde benzer bir kölelik geçmişine sahip. Ancak Türkiye, sömürgeci bir güç olarak değil, daha çok Akdeniz ve Karadeniz'de köle ticareti yapan bir aktör olarak tarihte yer aldı. Bu haber, Türkiye'nin sömürgecilik sonrası adalet tartışmalarındaki konumunu etkilemez; zira Türkiye, eski sömürgeci ülkeler gibi tazminat talepleriyle karşılaşmıyor. Bununla birlikte, küresel tazminat hareketinin güçlenmesi, uluslararası hukukta devletlerin tarihsel sorumlulukları konusunda yeni normlar yaratabilir. Türkiye, bu tür tartışmalarda genellikle Batı karşıtı söylemleri desteklese de, kendi tarihsel kölelik pratiği nedeniyle temkinli bir tutum izliyor. Dolayısıyla bu gelişme, doğrudan bir etki yaratmasa da, uluslararası adalet mekanizmalarının geleceği açısından takip edilmeli.