İsrail savaş uçakları, Güney Lübnan'da bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Lübnan ordusunun ülkenin işgal altında olmayan tüm bölgelerine konuşlandığını açıklamasının hemen ardından geldi. Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, saldırılar gece geç saatlerde gerçekleşti ve özellikle Nebatiye ve Sur kentleri çevresindeki hedefleri vurdu. İsrail ordusu saldırıların Hizbullah'a ait altyapıyı hedef aldığını iddia ederken, Lübnan tarafı henüz can kaybı bilgisi paylaşmadı.
Gelişmenin Arka Planı
Lübnan ordusunun konuşlandırma kararı, geçtiğimiz hafta açıklanan ateşkes anlaşmasının bir parçası olarak görülüyor. Anlaşma, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini ve Lübnan ordusunun güneyde kontrolü sağlamasını öngörüyordu. Ancak İsrail, anlaşmanın bazı maddelerini ihlal etmekle suçlanıyor. Lübnan ordusu, "işgal edilmeyen tüm bölgelere" konuşlandığını belirterek, İsrail'in hala işgal altında tuttuğu noktalar olduğunu ima etti.
Bölgedeki son durum, 2024 yılında yaşanan geniş çaplı çatışmaların ardından kırılgan bir ateşkesle yönetiliyordu. İsrail, Hizbullah'ın yeniden silahlanmasını engellemek için hava saldırılarını sürdürüyor. Lübnan ise egemenlik ihlali olarak nitelendirdiği bu saldırıları uluslararası platformlarda protesto ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in saldırıları, Orta Doğu'da tansiyonu yeniden yükseltti. ABD, ateşkesin korunması çağrısı yaparken, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri endişelerini dile getirdi. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), taraflara itidal çağrısı yaptı. Öte yandan, İran destekli Hizbullah, saldırılara misilleme tehdidinde bulundu. Uzmanlar, geniş çaplı bir çatışmanın bölgesel istikrarı bozabileceği uyarısında bulunuyor.
Lübnan ekonomisi zaten yıllardır süren siyasi kriz ve pandemiyle harap durumda. Yeni çatışmalar, ülkeyi daha da derin bir insani krize sürükleyebilir. Mülteci akınları ve altyapı tahribatı komşu ülkeleri de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in saldırıları, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar çağrılarını güçlendiriyor. Türk dış politikası, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne vurgu yaparken, İsrail'in saldırılarını kınıyor. Olası bir geniş çaplı çatışma, Türkiye'nin güney sınırlarında güvenlik riski oluşturabilir ve mülteci akınını tetikleyebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji dengeleri ve ticaret yolları da bu gerilimden olumsuz etkilenebilir. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak ateşkesin korunması için çaba sarf ediyor.