Birleşik Krallık'ta hanehalklarının harcanabilir gelirleri, artan vergi yükü ve yüksek enflasyonun ortak etkisiyle reel olarak düşüş gösterdi. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi'nin (ONS) yayımladığı son verilere göre, 2026'nın ilk çeyreğinde harcanabilir gelirler bir önceki döneme kıyasla %0,4 oranında geriledi. Bu düşüş, hükümetin uyguladığı vergi artışları ve tüketici fiyatlarındaki yükselişin hane bütçeleri üzerindeki baskıyı artırmasından kaynaklandı. Aynı dönemde enflasyon oranı %3,2 seviyesinde seyrederken, maaş zamları bu oranın altında kaldı. ONS ayrıca ülke ekonomisinin ilk çeyrekte %0,6 büyüdüğünü teyit etti; bu büyümeye hizmet, üretim ve inşaat sektörleri katkı sağladı. Ancak uzmanlar, büyüme rakamlarının hanehalklarının yaşadığı mali sıkıntıyı yansıtmadığına dikkat çekiyor.
Vergi artışları ve enflasyon kemer sıkma politikasını derinleştiriyor
İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves'in geçtiğimiz yıl açıkladığı bütçe paketi kapsamında işverenlerin ulusal sigorta primlerinde yapılan artış, şirketlerin istihdam maliyetlerini yukarı çekti. Bu durum, işletmelerin maliyetleri fiyatlara yansıtmasına ve ücret artışlarını sınırlamasına neden oldu. Özellikle düşük ve orta gelirli haneler, artan yaşam maliyeti karşısında tasarruflarına yönelmek zorunda kaldı. Kişisel tasarruf oranı, ilk çeyrekte %8,9'a gerileyerek son iki yılın en düşük seviyesine indi. Hükümet, kamu harcamalarını finanse etmek için vergi artışlarını sürdürürken, enflasyonun kontrol altına alınması için Merkez Bankası'nın faiz politikaları da hanehalkının borçlanma maliyetlerini yukarıda tutuyor. Mortgage faiz oranlarındaki yükseklik, konut sahibi ailelerin bütçesini daha da zorluyor.
G7 ülkeleri arasında en büyük düşüş
İngiltere, G7 ülkeleri arasında harcanabilir gelirlerdeki en hızlı gerilemeyi yaşayan ülke konumunda. OECD verilerine göre, Birleşik Krallık'ta reel harcanabilir gelirler 2023-2026 döneminde toplamda %1,5 azaldı. Bu düşüş, pandemi sonrası toparlanma dönemindeki vergi artışları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın etkisiyle ilişkilendiriliyor. Öte yandan, ABD, Almanya ve Fransa gibi diğer G7 ülkelerinde aynı dönemde pozitif büyüme kaydedildi. Ekonomistler, İngiltere'nin Brexit sonrası ticaret engelleri ve işgücü kıtlığı gibi yapısal sorunlarının bu farkta belirleyici olduğunu belirtiyor. Hizmet sektöründeki büyümeye rağmen, sanayi üretimindeki yavaşlama ve inşaat sektöründeki dalgalanmalar ekonomik görünümü bulanıklaştırıyor. Birleşik Krallık'ın ticaret ortaklarıyla olan ilişkileri ve küresel ekonomik belirsizlikler, önümüzdeki dönemde büyüme üzerinde risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki hanehalkı gelir sıkışıklığı, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da küresel ekonomik yavaşlama sinyali olarak değerlendirilebilir. İngiltere gibi büyük bir ekonominin tüketim talebindeki daralma, Türkiye'nin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İngiltere'nin yüksek enflasyon ve vergi artışlarıyla mücadelesi, Türkiye'nin kendi enflasyonla mücadele politikalarına benzerlik taşıyor. Türkiye'nin de benzer şekilde bütçe disiplinini sağlama ve hanehalkı gelirlerini koruma çabaları açısından bu deneyimden çıkarımlar yapması mümkün. Küresel piyasalardaki risk iştahının azalması, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını sınırlayarak Türkiye'nin finansman koşullarını zorlaştırabilir.