LONDRA (Reuters) - İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Çarşamba günü parlamentoda yaptığı konuşmada, hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden yapılan ithalatı engelleme kararını savunarak, ülkesinin "bir şeyler için durması gerektiğini" söyledi. Burnham, "Adaletsizliğe karşı durmak, İngiltere'nin uluslararası hukuka ve insan haklarına olan bağlılığının bir gereğidir" ifadelerini kullandı.
Kararın Arka Planı ve Yasal Dayanak
İngiltere hükümeti, geçtiğimiz haftalarda Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen malların ülkeye girişini yasaklama kararı almıştı. Bu karar, uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen yerleşimlerden elde edilen ürünlerin etiketlenmesi ve ticaretinin kısıtlanmasını içeriyor. Burnham, parlamentodaki konuşmasında, "Biz sadece bir ticaret anlaşmasını değiştirmiyoruz; aynı zamanda uluslararası hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. İşgal altındaki topraklarda yasadışı yerleşimlerden gelen ürünlere kapımızı kapatmak, doğru olanı yapmaktır" dedi.
Karar, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının ardından kendi ticaret politikasını belirleme yetkisini kullanmasının somut bir örneği olarak görülüyor. Hükümet yetkilileri, düzenlemenin Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun olduğunu ve İsrail ile mevcut ticari ilişkileri zedeleme amacı taşımadığını vurguluyor. Ancak karar, İsrail yanlısı bazı gruplar ve muhalefetteki bazı milletvekilleri tarafından eleştiriliyor. Muhalefet, kararın İngiltere'nin İsrail ile olan stratejik ortaklığına zarar verebileceğini öne sürüyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Boyut
İsrail hükümeti, kararı "ayrımcı" ve "siyasi motivasyonlu" olarak nitelendirerek kınadı. İsrail Dışişleri Bakanlığı, İngiltere'nin bu adımının barış sürecine zarar verdiğini ve doğrudan müzakereleri baltaladığını savundu. Buna karşılık, Filistin yönetimi ve insan hakları örgütleri kararı memnuniyetle karşıladı. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkilileri, bu adımın uluslararası toplum için bir örnek teşkil etmesi gerektiğini belirtti.
Avrupa Birliği, 2015 yılında benzer bir düzenleme ile yerleşim ürünlerinin etiketlenmesini zorunlu kılmıştı. Ancak İngiltere'nin şimdiki adımı, yalnızca etiketlemenin ötesine geçerek ithalatı fiilen engellemeyi hedefliyor. Bu yönüyle karar, AB'nin mevcut politikasından daha ileri bir adım olarak değerlendiriliyor. ABD yönetimi ise konuya temkinli yaklaşıyor. Beyaz Saray Sözcüsü, "İsrail'in güvenliği ve Filistinlilerin hakları arasında denge gözetilmeli" demekle yetindi.
Uzmanlar, İngiltere'nin bu kararının diğer Avrupa ülkeleri üzerinde baskı oluşturabileceğini ve İsrail'e yönelik uluslararası izolasyonun artabileceğini belirtiyor. Ancak ekonomik etkilerin sınırlı kalacağı, çünkü Batı Şeria'dan yapılan ithalatın İngiltere'nin toplam ticaretinde küçük bir paya sahip olduğu ifade ediliyor. Yine de sembolik değeri yüksek olan bu adım, İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir diplomasi dalgasını tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Batı Şeria'daki yasadışı yerleşimlerden ithalatı engelleme kararı, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davası ve uluslararası hukukun üstünlüğü ilkeleriyle örtüşüyor. Türkiye, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlamakta ve iki devletli çözümü desteklemektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin BM ve diğer platformlarda yürüttüğü diplomasiye güç katabilir. Ayrıca, İngiltere gibi önemli bir aktörün bu adımı, Türkiye'nin Avrupa ve Orta Doğu'da Filistin konusundaki pozisyonunu meşrulaştırabilir. Ekonomik açıdan ise Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini sürdürürken, Filistin'e yönelik insani yardımları ve siyasi desteği artırarak bölgesel liderlik iddiasını pekiştirebilir.