Nikaragua, Almanya'nın İsrail'e verdiği askeri ve siyasi destek nedeniyle Gazze'de işlenen soykırıma ortak olduğu iddiasıyla Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı davada hukuki argümanlarını sundu. Lahey merkezli mahkemede görülen duruşmada Nikaragua, Almanya'nın 1948 Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini savundu. Dava, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında Almanya'nın sorumluluğunu sorgulaması bakımından uluslararası hukukta yeni bir emsal teşkil ediyor.
Davanın Arka Planı ve Nikaragua'nın Hukuki Argümanları
Nikaragua, 1 Mart 2024'te UAD'ye başvurarak Almanya'nın İsrail'e silah satışını durdurmasını ve Gazze'ye insani yardımın engellenmesine son vermesini talep etti. Nikaragua'ya göre Almanya, İsrail'e sağladığı askeri destekle soykırım fiillerine katkıda bulunuyor ve bu durum Soykırım Sözleşmesi'nin ihlali anlamına geliyor. Dava dilekçesinde, Almanya'nın İsrail'e 2023 yılında 326 milyon euro değerinde silah sattığı, bunun bir önceki yıla göre on kat arttığı belirtildi. Ayrıca Almanya'nın İsrail'e olan siyasi desteğinin Gazze'deki saldırıları cesaretlendirdiği öne sürüldü.
Duruşmada Nikaragua heyeti, Almanya'nın soykırımı önleme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve hatta soykırıma yardım ve yataklık ettiğini savundu. Nikaragua, UAD'den Almanya'ya karşı ihtiyati tedbir kararı alınmasını, silah satışlarının durdurulmasını ve Gazze'ye insani erişimin sağlanmasını talep etti. Almanya ise suçlamaları reddederek, İsrail'e yapılan silah satışlarının uluslararası hukuka uygun olduğunu ve Gazze'de soykırım işlendiğine dair kesin bir kanıt bulunmadığını ileri sürdü. Almanya temsilcileri, İsrail'in kendini savunma hakkı olduğunu ve Almanya'nın İsrail'in güvenliğine verdiği desteğin tarihsel bir sorumluluktan kaynaklandığını vurguladı.
UAD'deki duruşmalar 8-9 Nisan 2024 tarihlerinde yapıldı. Nikaragua'nın talepleri arasında, Almanya'nın İsrail'e silah ve askeri malzeme satışını durdurması, Gazze'ye insani yardımın engellenmemesi ve soykırımın önlenmesi için somut adımlar atması yer alıyor. Mahkeme, önümüzdeki aylarda ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verecek. Karar bağlayıcı olacak ancak UAD'nin kararlarını uygulatma mekanizması bulunmuyor.
Uluslararası Hukuk ve Siyasi Boyut
Bu dava, devletlerin soykırım suçuna ortaklık ettiği iddiasıyla bir başka devleti UAD önünde yargılaması bakımından nadir bir örnek. Daha önce Gambiya, Myanmar'a karşı soykırım davası açmış, Ukrayna da Rusya'ya karşı soykırım iddiasıyla başvurmuştu. Ancak Almanya gibi üçüncü bir ülkeye karşı açılan dava, silah ticareti ve siyasi destek üzerinden soykırım sorumluluğunu gündeme getirmesiyle dikkat çekiyor. Uluslararası hukukçular, bu davanın silah ihraç eden ülkelerin sorumluluğuna ilişkin önemli bir içtihat oluşturabileceğini belirtiyor.
Almanya, İkinci Dünya Savaşı sonrası soykırım suçunun tanımlandığı ve yargılandığı bir ülke olarak, İsrail'e yönelik eleştirilerde hassas bir konumda. Almanya'nın İsrail'e verdiği destek, tarihsel Holokost sorumluluğu nedeniyle uzun yıllardır sorgulanmazken, Gazze'deki sivil kayıpların artmasıyla birlikte bu politika hem iç hem dış kamuoyunda tartışılmaya başlandı. Nikaragua'nın davası, Almanya'nın bu pozisyonunu uluslararası mahkeme önüne taşıyarak siyasi baskıyı artırmayı amaçlıyor.
Davanın bir diğer önemi, UAD'nin 26 Ocak 2024'te Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı soykırım davasında verdiği ihtiyati tedbir kararının ardından gelmesi. O kararda mahkeme, İsrail'in Gazze'de soykırım işleme riskini kabul ederek bazı tedbirler almıştı. Nikaragua, bu karara atıfta bulunarak Almanya'nın da bu riski bilmesine rağmen İsrail'e destek vermeyi sürdürdüğünü savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nikaragua'nın Almanya'ya karşı açtığı dava, Türkiye'nin Filistin politikası ve uluslararası hukuk stratejisi açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, İsrail'e askeri destek veren ülkeleri eleştirirken, bu davanın oluşturabileceği içtihat, silah ihraç eden ülkelerin soykırım sorumluluğunu gündeme getirebilir. Ankara, Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı davaya müdahil olmuştu. Benzer şekilde Almanya davasına da müdahil olması veya destek vermesi, Türkiye'nin uluslararası hukuk yoluyla Filistin davasına verdiği önemi gösterir. Ayrıca dava, NATO müttefiki Almanya'nın İsrail politikasını sorgulatarak ittifak içi dengeleri de etkileyebilir.