Batılı güçler, İran'ın nükleer programına ilişkin yeni bir adım attı. Reuters'ın 9 Eylül'de geçtiği habere göre, Batılı ülkeler Birleşmiş Milletler'in nükleer denetim organı olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) 35 üyeli Guvernörler Kurulu'na bir karar tasarısı sundu. Tasarı, İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle ilk kez 20 yıl sonra BM Güvenlik Konseyi'ne sevk edilmesini öngörüyor.
İran'ın Nükleer Programı ve NPT Krizi
İran, 2015 yılında P5+1 ülkeleriyle (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya) imzaladığı Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) ile uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmayı kabul etmişti. Ancak 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koyması üzerine İran, anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak askıya aldı. Tahran yönetimi, uranyum zenginleştirme oranını %60'a kadar çıkardı ve santrifüj sayısını artırdı. UAEA, İran'ın nükleer tesislerinde yeterli denetim yapılamadığını ve bazı nükleer materyalin izinin sürülemediğini rapor etti.
NPT, 1970 yılında yürürlüğe giren ve nükleer silahların yayılmasını önlemeyi, nükleer silahsızlanmayı teşvik etmeyi ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımını desteklemeyi amaçlayan uluslararası bir antlaşmadır. İran, NPT'ye taraf bir ülke olarak uranyum zenginleştirme hakkına sahip olduğunu savunuyor, ancak Batılı ülkeler Tahran'ın nükleer silah geliştirme amacı taşıdığından şüpheleniyor. İran ise programının tamamen barışçıl olduğunu yineliyor.
UAEA Guvernörler Kurulu'nun 35 üyesi, İran'ı BM Güvenlik Konseyi'ne sevk etme konusunda bölünmüş durumda. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın desteklediği tasarıya Rusya ve Çin'in karşı çıkması bekleniyor. Kararın kabul edilmesi için basit çoğunluk yeterli, ancak BM Güvenlik Konseyi'ne sevk edilmesi halinde Rusya ve Çin'in veto yetkisi bulunuyor. Bu nedenle tasarının Konsey'de nasıl bir sonuç doğuracağı belirsiz.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sevk edilmesi, Orta Doğu'da tansiyonu yükseltebilir. İsrail, İran'ın nükleer programını kendisi için varoluşsal bir tehdit olarak görüyor ve askeri müdahale seçeneğini masada tutuyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri de İran'ın nükleer kapasitesinden endişeli. Öte yandan, Rusya ve Çin'in İran'a verdiği destek, Batı'nın izole etme çabalarını zayıflatabilir. Çin, İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve 2021'de 25 yıllık kapsamlı bir işbirliği anlaşması imzaladı. Rusya ise İran ile askeri ve teknik işbirliğini derinleştirdi.
NPT rejimi, son yıllarda Kuzey Kore'nin nükleer silah geliştirmesi ve İran'ın programını ilerletmesiyle zayıfladı. UAEA'nın etkinliği sorgulanırken, büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabet, nükleer meselelerde ortak hareket etmeyi zorlaştırıyor. Batı'nın İran'a yönelik bu yeni girişimi, aynı zamanda Ukrayna savaşı sonrası Rusya'ya karşı artan baskının bir parçası olarak da görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı olan ve bölgesel gelişmelerden doğrudan etkilenen bir ülke. İran'a yönelik olası yeni yaptırımlar veya askeri gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, NPT'ye taraf olup nükleer silahsızlanmayı destekliyor, ancak İran ile diplomatik kanalların açık tutulmasından yana. Olası bir askeri müdahale, Türkiye'ye yönelik mülteci akını ve ekonomik istikrarsızlık riskini artırır. Ayrıca Türkiye, İran ile yürüttüğü doğal gaz ticareti ve bölgesel enerji projeleri nedeniyle istikrarı önemsiyor. Batı'nın İran'a yönelik sert tutumu, Türkiye'nin denge politikasını zorlayabilir.