Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem, Sudan'ın Darfur bölgesinde işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla ilgili yürütülen soruşturmada bir "atılım" sağlandığını açıkladı. Shameem, 10 Mart 2025 tarihli açıklamasında, ICC'nin Darfur'da 2003 yılından bu yana devam eden çatışmalarda yaşanan vahşete ilişkin yeni delillere ulaştığını belirtti. Bu gelişme, on yılı aşkın süredir yavaş ilerleyen soruşturma süreci için kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. ICC, Sudan hükümetine bağlı güçler ve müttefik milislerin, sivillere yönelik sistematik saldırılar, toplu cinayetler, tecavüz ve yağmalama gibi suçlardan sorumlu olduğunu uzun süredir araştırıyor.
Soruşturmanın Perde Arkası
ICC'nin Darfur soruşturması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2005 tarihli 1593 sayılı kararıyla başlatıldı. Karar, Darfur çatışmasında yaşanan insan hakları ihlallerini soruşturmak üzere dosyayı ICC'ye havale etmişti. Ancak Sudan'ın eski lideri Ömer el-Beşir rejimi, ICC'nin yetkisini tanımayarak soruşturmayı engellemiş, Beşir ve diğer üst düzey yetkililer hakkında çıkarılan tutuklama emirleri yıllarca uygulanamamıştı. 2019'daki popüler ayaklanma sonucu Beşir'in devrilmesiyle birlikte ICC'nin çalışmaları yeniden ivme kazandı. Shameem, yeni delillerin özellikle 2003-2008 yılları arasında işlenen suçlarla ilgili olduğunu ve bu delillerin bazı üst düzey isimleri hedef aldığını ima etti. Soruşturmanın teknik ve lojistik zorluklarına rağmen, Sudan’daki geçiş hükümetinin ICC ile iş birliği yapma taahhüdü, süreci hızlandırdı.
Analistler, ICC'nin elindeki en önemli kanıtlardan birinin, çatışma sırasında kullanılan kimyasal silahlara ilişkin belgeler olduğunu düşünüyor. Darfur'da 2003 yılında patlak veren çatışma, Arap olmayan etnik grupların hükümete karşı ayaklanmasıyla başlamış, hükümet ise Arap milisleri (özellikle ünlü "Canavarlar" olarak bilinen Janjaweed) destekleyerek bölgede etnik temizlik yapmıştı. BM verilerine göre en az 300 bin kişi öldürüldü, 2.5 milyondan fazla insan yerinden edildi. ICC'nin elindeki deliller, bu suçların sistematik bir şekilde planlandığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ICC'nin Darfur soruşturmasındaki bu atılım, yalnızca Sudan için değil, tüm Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesi için önemli sonuçlar doğurabilir. Sudan'da 2023'te patlak veren ve halen devam eden iç savaş, ülkeyi kaosa sürüklerken, ICC'nin kararlı duruşu savaş suçlarıyla mücadelede uluslararası toplumun caydırıcılığını artırabilir. Öte yandan, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışma, Darfur'daki eski yaraları yeniden kanatırken, ICC'nin eski suçlara odaklanması bazı kesimlerde eleştiri konusu oldu. BM ve AB, ICC'nin çalışmalarını memnuniyetle karşılarken, Afrika Birliği ise kıtadaki yargı süreçlerine daha fazla saygı gösterilmesi çağrısı yapıyor. Küresel düzeyde, bu gelişme uluslararası ceza hukukunun güçlendirilmesi açısından bir test niteliği taşıyor; zira ICC, Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze'deki çatışmalar gibi diğer dosyalarda da benzer zorluklarla karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'la tarihsel bağları olan ve özellikle Darfur krizinde arabuluculuk rolü üstlenmiş bir ülke. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nde alınan kararları desteklemekle birlikte, ICC'nin yetkileri konusunda zaman zaman çekimser kalmıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika politikasında adalet ve istikrar vurgusunu pekiştirebilir; ancak Türkiye'nin Sudan'daki askeri ve ekonomik çıkarları (Kızıldeniz'deki Sevakin Adası projesi gibi) göz önüne alındığında, ICC soruşturmasının Sudan'da yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratmaması için Ankara'nın dikkatli bir denge politikası izlemesi beklenir. Bölgesel düzeyde, bu tür uluslararası yargı süreçleri Türkiye'nin kendi güney sınırındaki çatışmalara (örneğin Suriye) ilişkin savaş suçu iddialarıyla nasıl başa çıkacağına dair de bir emsal oluşturabilir.