Basra Körfezi’ndeki Hürmüz Boğazı’nda iki petrol tankeri alevler içinde kalırken, ABD ve İran arasındaki askeri gerilim yeniden zirveye tırmandı. Beyaz Saray’dan Al Jazeera’ya yapılan açıklamaya göre, Washington operasyonlarını, Başkan Trump aksini emretmediği sürece sürdürecek. Bu açıklama, İran’ın tankerleri hedef alan saldırılarının ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Olay, yerel saatle sabah erken saatlerde Hürmüz Boğazı’nın kuzey sularında meydana geldi. İlk belirlemelere göre, İran devrim muhafızlarına ait sürat botları iki ticari tankere yaklaştı ve patlayıcı yüklü insansız hava araçlarıyla saldırı düzenledi. Tankerlerden birinin Liberya bandıralı olduğu, diğerinin ise Bahreyn açıklarında demirli olduğu bildirildi. Mürettebatın büyük bölümü tahliye edilirken, bazı denizcilerin yaralandığı aktarılıyor.
Beyaz Saray sözcüsü, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, ulusal çıkarlarımızı korumak için gerekli tüm tedbirleri alma yetkisine sahiptir. Saldırılar, kendisi aksi yönde bir talimat verene kadar devam edecektir” ifadelerini kullandı. Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı, saldırı emrini verdiklerini doğruladı ve operasyonun “Hürmüz’deki düşman varlığına karşı meşru müdafaa” olduğunu savundu.
Bu, son iki haftada bölgede meydana gelen üçüncü büyük güvenlik olayı olarak kayıtlara geçti. Geçtiğimiz hafta İran destekli Yemen Husileri, Kızıldeniz’de bir Suudi tankerine saldırmıştı. Uzmanlar, İran’ın bu hamleyle ABD’nin bölgedeki deniz gücüne meydan okuduğunu ve petrol ticaretini tehdit ettiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Buradaki herhangi bir kesinti, küresel petrol fiyatlarını anında etkileyebiliyor. Saldırı haberi sonrası Brent petrol varil fiyatı yüzde 3’ün üzerinde artışla 78 dolara yükseldi. Uzmanlar, gerilimin sürmesi halinde fiyatların 90 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD’nin bölgedeki müttefikleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, acil durum toplantıları düzenlerken, Körfez İşbirliği Konseyi krizi görüşmek üzere olağanüstü toplanma kararı aldı. İsrail ise saldırıyı kınadığını ve Tahran’a karşı “kararlı bir yanıt” verilmesi gerektiğini savundu. Rusya, tarafları itidale çağırdı.
Analistlere göre, bu saldırılar ABD-İran arasındaki vekalet savaşının doğrudan bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Trump yönetimi, 2018’de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran’a yönelik “maksimum baskı” politikasını sürdürüyor. Tahran ise bu baskıya, Körfez’deki deniz güvenliğini hedef alarak yanıt veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz’deki bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki olası yükseliş, cari açığı ve enflasyonu artırabilir. Ayrıca, bölgedeki gerginlik Ankara’nın Körfez ülkeleriyle son dönemdeki normalleşme çabalarını da zorlayabilir. Türkiye, İran’la hem komşuluk hem de enerji işbirliği ilişkilerini dengelemek durumunda. Bu kriz, Türk dış politikasının hem ABD hem İran ile aynı anda yürüttüğü hassas denge oyununun ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.