ABD'nin Yemen'deki Husilere yönelik hava saldırılarının 10. gecesinde, İran destekli grupların Ürdün ve Bahreyn'deki hedeflere saldırmasıyla tansiyon zirve yaptı. Uzmanlar, Kızıldeniz'de olası bir ablukanın ABD-İran arasında yeni bir savaş cephesi açabileceği uyarısında bulunuyor. Husiler, Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik tehditlerini artırırken, bölgedeki askeri hareketlilik küresel tedarik zincirlerini tehdit ediyor.
Saldırıların arka planı
ABD Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, son 10 gecede Yemen'deki Husilere ait 30'dan fazla hedefin vurulduğu belirtildi. Saldırılarda radar sistemleri, füze rampaları ve komuta merkezlerinin imha edildiği kaydedildi. Ancak İran destekli milislerin misilleme kapasitesi beklenenden yüksek çıktı.
Ürdün'de bir ABD üssüne düzenlenen roket saldırısında 3 asker yaralanırken, Bahreyn'deki ABD Donanması tesisine yönelik insansız hava aracı saldırısı etkisiz hale getirildi. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırılarla ilgisini reddederken, 'bölgedeki direniş gruplarının meşru müdafaa hakkı' vurgusu yaptı.
Kızıldeniz ablukası ve küresel etkileri
Husilerin Kızıldeniz'deki İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıları, uluslararası deniz ticaretini ciddi şekilde etkiliyor. Bab el-Mandeb Boğazı'ndan geçen gemi trafiğinde yüzde 40 azalma yaşanırken, alternatif rotalar nakliye maliyetlerini iki katına çıkardı. Küresel petrol fiyatları yüzde 8 yükselirken, Asya-Avrupa ticaretinde gecikmeler başladı.
ABD liderliğindeki Refah Muhafızı Operasyonu'na katılan koalisyon güçleri, ticari gemilere refakat etmeye çalışsa da Husilerin güdümlü füzeleri ve deniz mayınları tehdit oluşturmaya devam ediyor. Uzmanlar, İran'ın dolaylı olarak yönettiği bu gerilimin tam ölçekli bir çatışmaya dönüşme riskinin yüksek olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki abluka, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden yürüttüğü ticaret için doğrudan tehdit oluşturuyor. Türk bandıralı gemilerin geçiş güvenliği risk altındayken, artan navlun ücretleri enflasyonist baskıyı artırabilir. Ankara, hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini dengelemek hem de İran'la sıcak çatışmadan kaçınmak zorunda. Bölgedeki Türk askeri varlığı (Katar, Somali) göz önüne alındığında, Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri veya deniz güvenliği için alternatif koridorlar (Kalkınma Yolu) ön plana çıkabilir.