İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında can kaybı 73 bin 293'e yükseldi. Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte 91 kişinin daha hayatını kaybettiği, 147 kişinin ise yaralandığı belirtildi. Saldırıların başladığı 7 Ekim 2023'ten bu yana toplam yaralı sayısı 80 bini aştı. Hastanelerin büyük bölümü hizmet dışı kalırken, sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği ifade ediliyor. Özellikle kadın ve çocukların can kayıplarında büyük bir oran teşkil etmesi, uluslararası kamuoyunun tepkisini çekiyor.
Saldırıların arka planı ve insani durum
İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve kara saldırıları, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği 'Aksa Tufanı' operasyonu sonrası başladı. İsrail'in açıkladığı hedefler arasında Hamas'ın askeri altyapısının imhası ve rehinelerin kurtarılması bulunuyor. Ancak uluslararası kuruluşlar, saldırıların Gazze'deki sivilleri orantısız şekilde etkilediğini rapor ediyor.
BM verilerine göre, Gazze nüfusunun yüzde 90'ı yerinden edilmiş durumda ve 2 milyondan fazla kişi temel ihtiyaç maddelerine erişemiyor. Özellikle kuzey Gazze'de kıtlık tehlikesi baş göstermiş, yardım konvoylarının girişine izin verilmesi için uluslararası çağrılar yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü, bölgedeki salgın hastalık riskine dikkat çekerken, çocuk ölümlerinin arttığını açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'deki insani kriz, bölgesel dengeleri de etkiliyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri, İsrail'in Refah kentine kara harekatı düzenlemesiyle kesintiye uğradı. ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, sivil kayıpların artmasına rağmen İsrail'e yönelik somut yaptırım kararları alamadı. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı soykırım davası devam ederken, birçok ülke Filistin devletini tanıma yönünde adımlar atıyor. İran destekli gruplar ise Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarıyla küresel tedarik zincirlerini tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki can kaybının 73 bine dayanması, Türkiye'nin bölgeye yönelik insani yardım ve diplomatik girişimlerini daha da kritik hale getiriyor. Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e yönelik sert eleştirileri ve Filistin davasına verdiği destekle bölgede önemli bir aktör olarak öne çıkıyor. Ancak ikili ticari ilişkiler ve enerji iş birliği gibi konular, Ankara'nın denge politikasını zorluyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki insani krizi hafifletmek için başlattığı yardım kampanyaları ve hastane kurma çabaları, uluslararası alanda takdir topluyor. Uzun vadede, Gazze'de kalıcı bir ateşkes ve iki devletli çözüm, Türkiye'nin dış politika hedefleri açısından hayati önem taşıyor.