ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la varılan anlaşma kapsamında Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişlerinin yeniden başladığı yönündeki iddiasına rağmen, küresel deniz takip kuruluşları boğazdaki seyrüseferin büyük ölçüde durma noktasında olduğunu bildiriyor. Tanker takip firmaları ve uydu verileri, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolunda ticari gemi trafiğinin normalin çok altında seyrettiğini ortaya koyuyor. Özellikle ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşıyan tankerlerin geçişlerindeki belirgin azalma, bölgedeki jeopolitik gerilimin henüz sona ermediğine işaret ediyor.
Trump'ın açıklamaları gerçeği yansıtmıyor
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada İran ile savaşı sonlandırmak için vardığı anlaşma uyarınca Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişlerinin yeniden başladığını öne sürmüştü. Trump, "Büyük bir anlaşma yaptık. Boğaz artık açık ve gemiler geçiyor" ifadelerini kullanmıştı. Ancak bağımsız gemi takip kuruluşlarının verileri bu iddiayı yalanlıyor. Vortexa ve TankerTrackers.com gibi firmalar, boğazdan geçen tanker sayısının ABD-İran krizi öncesi seviyelere kıyasla yüzde 70 oranında düştüğünü belirtiyor. Uydu görüntüleri de boğazda bekleyen çok sayıda tanker olduğunu ve bunların çoğunun geçiş izni alamadığını gösteriyor.
İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin boğazda sık sık tatbikat yapması ve keşif uçuşları düzenlemesi, seyrüsefer güvenliğine ilişkin endişeleri artırıyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), bölgede seyreden gemilere yönelik yeni güvenlik uyarıları yayımlarken, bazı sigorta şirketleri Hürmüz Boğazı geçişleri için primleri yükseltti. Bu durum, ticari nakliye şirketlerinin alternatif rotalar aramasına yol açtı.
Küresel enerji arzı tehdit altında
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ve gaz üreticilerinin ihracatı için hayati önem taşıyor. Boğazın kapanması veya geçişlerin ciddi şekilde aksaması, küresel petrol fiyatlarında ani bir yükselişe neden olabilir. Enerji uzmanları, bu durumun özellikle Asya'nın enerji ithalatçısı ülkeleri (Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore) ciddi şekilde etkileyeceğini belirtiyor. Çin, petrol ihtiyacının yaklaşık üçte birini bu boğaz üzerinden karşılıyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak amacıyla Refah Muhafızı Operasyonu adıyla çok uluslu bir deniz görev gücü oluşturdu. Operasyona İngiltere, Bahreyn ve Avustralya da destek veriyor. Ancak bu askeri varlık, ticari nakliyecileri tam olarak rahatlatmış değil. Son haftalarda boğazı geçen tankerlerin çoğunun askeri refakat altında hareket ettiği gözlemlendi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu belirsizlik, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan sağlamaktadır. Boğaz geçişlerindeki aksama, alternatif tedarik maliyetlerini artırabilir ve enerji fiyatlarında yukarı yönlü baskı yaratabilir. Ayrıca Türkiye, Azerbaycan ve Türkmen gazını Avrupa'ya taşıyan projelerde aktif rol oynarken, Hürmüz üzerinden yapılan LNG sevkiyatları da Türkiye'nin enerji portföyünde yer almaktadır. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini artırması ve enerji tedarik rotalarını çeşitlendirme stratejisini hızlandırması beklenebilir.