ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili, İran nükleer anlaşmasına (JAEC) yönelik Washington'daki muhalefeti sert bir dille eleştirdi. Middle East Eye'ın aktardığına göre, ismi açıklanmayan yetkili, anlaşmanın bölgesel güvenlik ve diplomasi açısından kritik önemini vurgularken, Kongre'deki bazı çevrelerin ve eski yönetim yetkililerinin anlaşmayı kasıtlı olarak zayıflatmaya çalıştığını söyledi. Yetkili, bu tutumun ABD'nin uluslararası itibarına zarar verdiğini ve Orta Doğu'da daha büyük bir kriz riskini artırdığını belirtti. Açıklama, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yeniden artırdığı ve bölgede gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi.
Gelişmelerin arka planı ve tarafların pozisyonları
İran nükleer anlaşması, 2015 yılında imzalanmış ve Tahran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörmüştü. Ancak 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulaması, süreci çıkmaza soktu. Joe Biden yönetimi anlaşmaya dönüş için müzakerelere başlasa da, özellikle Cumhuriyetçi Parti'nin önde gelen isimleri ve bazı Demokratlar, İran'ın bölgesel faaliyetlerini gerekçe göstererek anlaşmaya karşı çıkıyor. Yetkilinin eleştirileri, tam da bu kutuplaşmış ortamda, ABD'deki İran politikasına yönelik iç çekişmeleri gün yüzüne çıkarıyor. Anlaşmanın yeniden canlandırılması için Viyana'da yürütülen müzakerelerde son aşamaya gelinmesine rağmen, Washington'daki siyasi engeller ve Tahran'ın tavizsiz tutumu süreci yokuşa sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Nükleer gerilim ve diplomatik maliyet
İran, anlaşmanın çökmesinin ardından uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a kadar yükseltti ve bu durum İsrail başta olmak üzere bölge ülkelerinde ciddi endişe yarattı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın şeffaflık yükümlülüklerini yerine getirmediğini rapor ediyor. Yetkilinin eleştirisi, ABD'nin bu krizdeki pozisyonunun netleşmesi açısından önemli. Zira Washington'daki bazı çevreler, anlaşmanın yeniden canlandırılması yerine maksimum baskı politikasının devamını savunuyor. Ancak yetkiliye göre bu yaklaşım, ABD'yi diplomatik olarak izole ediyor ve Çin ile Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu artırmasına zemin hazırlıyor. Ayrıca Avrupalı müttefikler, ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin ardından kendi mekanizmalarını (INSTEX) devreye sokmaya çalışsa da başarılı olamamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran nükleer anlaşmasına başından beri destek vermiş ve diplomasiyi savunmuştur. Washington'daki sertlik yanlılarının anlaşmayı baltalaması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından doğrudan endişe vericidir. Zira anlaşmanın başarısız olması, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşma riskini artıracak ve bu da Ortadoğu'da Körfez ülkeleri, İsrail ve Türkiye'yi de içine alacak bir silahlanma yarışına yol açabilecektir. Ayrıca ABD yaptırımları nedeniyle Türk-İran ticareti olumsuz etkilenmiş, Türkiye'nin doğalgaz ithalatındaki alternatifler daralmıştır. Ankara, bu nedenle anlaşmanın yeniden canlanmasını ve Washington'daki iç siyasi çekişmelerin bölgeye yansımamasını ummaktadır.