ABD'li üst düzey bir yetkili, Pazartesi günü yaptığı açıklamada Başkan Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in İran'la mutabakat zaptını (MOU) elektronik olarak imzaladığını duyurdu. Anlaşma, Hürmüz Boğazı'nın resmen yeniden açılmasını ve ABD'nin İran limanlarına uyguladığı ablukanın sona ermesini öngörüyor. Bu adım, iki ülke arasında yıllardır süren gerilimde önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Yetkili ayrıca İran Meclis Başkanı'nın da sürece dahil olduğunu belirtti. Anlaşmanın elektronik imzalanması, pandemi döneminde artan dijital diplomasi uygulamalarının bir yansıması olarak görülüyor.
Arka plan: Hürmüz Boğazı krizi
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, uzun süredir ABD ile İran arasında bir gerginlik kaynağıydı. 2018'de Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırımlar uygulamaya başlamasıyla ilişkiler hızla tırmanmıştı. İran, 2019'da Şii milislerin desteklediği saldırılarla Suudi petrol tesislerini hedef alırken, ABD de İran'ın petrol ihracatını sıfırlama politikası izliyordu. 2020 yılında İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı'nı tehdit etmesiyle kriz doruğa ulaştı. Anlaşma, bu krizi sona erdirme potansiyeli taşıyor. ABD'li yetkiliye göre elektronik imza süreci, tarafların fiziksel olarak bir araya gelmeden anlaşmayı yürürlüğe koymasını sağladı.
Anlaşmanın kapsamı ve bölgesel etkileri
Mutabakat zaptı, Hürmüz Boğazı'nın güvenli geçişini garanti altına almayı ve ABD'nin İran'a yönelik liman ablukasını kaldırmayı hedefliyor. Anlaşma ayrıca İran'ın petrol ihracatını artırmasına olanak tanıyabilir. Orta Doğu'da Suudi Arabistan ve BAE gibi ABD müttefikleri, boğazın serbest dolaşımına bağımlı oldukları için anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Ancak İsrail'in gizliden gizliye endişeli olduğu belirtiliyor. Bölgedeki diğer devletler, İran'ın artan ekonomik faaliyetinin bölgesel dengeleri değiştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için hem ekonomik hem de diplomatik açıdan önemli. Hürmüz Boğazı'nın açık kalması, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ticaretini ve enerji ithalatını olumlu etkileyebilir. Ayrıca ABD-İran arasındaki yumuşama, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını genişletebilir. Ancak İran'ın petrol ihracatının artması, küresel petrol fiyatlarını düşürebileceği gibi Türkiye'nin enerji maliyetlerini de azaltma potansiyeli taşıyor. Diplomatik olarak, Türkiye'nin hem ABD hem de İran'la ilişkilerini dengede tutması gerekiyor. Anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı ve Türkiye'nin arabuluculuk rolü oynayıp oynamayacağı önümüzdeki dönemde takip edilmeli.