ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'da barış ve refah vaat eden 'Büyük Anlaşma' (Great Deal) planını duyururken, İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasındaki çatışmaların yeniden alevlenme riski artıyor. Başkan'ın bölge için 'yeni bir şafak' olarak nitelendirdiği bu girişim, İsrail'in Lübnan'a yönelik bombalamalarını durdurup durdurmayacağı sorusunu gündeme getiriyor. The Independent'in kıdemli dış haberler muhabiri Bel Trew'in analizine göre, Trump'ın iyimser tonuna rağmen, sahada tansiyon düşmüş değil. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) son haftalarda Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırırken, Hizbullah da İsrail'in kuzeyindeki askeri noktalara roket atışlarını sürdürüyor. Bu durum, Trump'ın 'herkesin kazandığı' barış planının gerçekçi olup olmadığını sorgulatıyor.
Trump'ın 'Büyük Anlaşması' ve Bölgesel Dinamikler
Trump'ın 'Büyük Anlaşması', İsrail ile Arap ülkeleri arasında normalleşmeyi, Filistin sorununa 'yüzyılın anlaşması' olarak adlandırılan bir çözümü ve İran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlamayı hedefliyor. Ancak planın Lübnan ayağı belirsizliğini koruyor. Beyrut, İran destekli Hizbullah'ın etkisi altındaki siyasi yapısıyla, Trump yönetiminin 'barış girişimi'ne dahil edilmekte zorlanıyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, ABD'nin planlarını 'Filistin davasına ihanet' olarak nitelendirirken, İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri operasyonlarını artırması, anlaşmanın uygulanabilirliğini zora sokuyor. Uzmanlar, Trump'ın seçim öncesi dış politika zaferi arayışının, İsrail'e Lübnan'da geniş operasyonel özgürlük tanıyabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İsrail-Hizbullah Çatışmasının Yeniden Alevlenmesi
İsrail ile Hizbullah arasındaki son çatışmalar, 2006 Savaşı'ndan bu yana en ciddi tırmanma potansiyelini taşıyor. İsrail, Hizbullah'ın İran'dan aldığı hassas güdümlü füzelerle donanmasını engellemek için Suriye'deki hedeflere saldırırken, Lübnan sınırında da gerginlik had safhada. Hizbullah'ın İsrail'e karşı 'büyük bir savaş' hazırlığında olduğu yönündeki açıklamaları, bölgeyi yeni bir çatışmaya sürükleyebilir. Bu durum, Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler'in endişelerini artırırken, Avrupa Birliği tarafları itidale çağırıyor. Rusya ve İran'ın Suriye'deki varlığı, çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riskini beraberinde getiriyor. Trump'ın 'Büyük Anlaşma'sı, bu karmaşık denklemde İsrail'in güvenlik endişelerini gidermeyi vaat etse de, uzmanlar Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan'da devlet otoritesinin tesis edilmesi gibi temel meselelerin çözüme kavuşturulmaması halinde anlaşmanın kalıcı bir barış getiremeyeceği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenliği açısından yakından takip edilmelidir. Türkiye, İsrail ile son yıllarda normalleşme sürecine girse de, Hizbullah'ın İran'ın bölgesel nüfuzunun bir aracı olarak kalması, Ankara'nın Lübnan'daki politik manevra alanını daraltıyor. Ayrıca, İsrail-Lübnan hattında olası bir savaş, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve Türkiye'nin Lübnan'daki Türkmen toplumu üzerinde doğrudan etkili olabilecek bir insani krize yol açabilir. Trump'ın 'Büyük Anlaşma'sının İran karşıtı bloku güçlendirme potansiyeli, Türkiye'nin Rusya ve İran ile dengeli ilişkilerini zorlayabilir. Bu nedenle, Ankara'nın hem diplomatik girişimlerini sürdürmesi hem de olası bir çatışma durumunda sınır güvenliği ve enerji hatlarının korunması için tedbir alması gerekmektedir.