Hollanda'nın küçük bir kasabasında eğitimciler, gençler arasında yayılan çevrimiçi nefret söylemi ve kadın düşmanlığına karşı sıra dışı bir yöntem benimsedi: Netflix'in dünya çapında ses getiren dizisi 'Adolescence'ı ders programına dahil etmek. Bu girişim, öğrencilere dijital dünyada karşılaştıkları zararlı içeriklerle nasıl başa çıkacaklarını öğretmeyi amaçlıyor. Dizi, genç bir erkek çocuğun kadın düşmanı içeriklerle nasıl radikalleştiğini ve bunun yıkıcı sonuçlarını gözler önüne seriyor. Kasabadaki okul yönetimi, dizinin gerçek hayattan alınan hikâyesinin öğrenciler üzerinde güçlü bir etki yarattığını belirtiyor.
Dijital Çağda Gençleri Korumak
Hollanda'nın Groningen kentine bağlı küçük bir kasabada bulunan bir ortaokul, 'Adolescence' dizisini zorunlu ders materyali olarak okutmaya başladı. Dizi, 13 yaşındaki Jamie Miller adlı bir çocuğun sınıf arkadaşı Katie'yi öldürmesiyle başlayan ve olayın ardındaki toplumsal dinamikleri inceleyen bir hikâyeyi konu alıyor. Öğretmenler, dizinin gençlerin sıklıkla maruz kaldığı çevrimiçi kadın düşmanı içeriklerin (manosphere) nasıl tehlikeli bir radikalleşmeye yol açabileceğini somut örneklerle gösterdiğini ifade ediyor. Okulun müdürü, "Öğrencilerimiz internette sürekli olarak kadın düşmanı söylemlere maruz kalıyor. Bu diziyi izleyip tartıştıklarında, bu içeriklerin gerçek hayattaki yansımalarını daha iyi anlıyorlar" dedi.
Ders kapsamında öğrenciler, dizinin bölümlerini izledikten sonra sınıf içi tartışmalar yapıyor, grup projeleri hazırlıyor ve çevrimiçi platformlarda karşılaştıkları nefret söylemiyle nasıl mücadele edebileceklerine dair stratejiler geliştiriyor. Eğitimciler, bu yöntemin gençlerin eleştirel düşünme becerilerini güçlendirdiğini ve onları pasif tüketiciler olmaktan çıkarıp aktif dijital vatandaşlar haline getirdiğini vurguluyor. Program, aynı zamanda öğrencilere siber zorbalık, çevrimiçi taciz ve nefret söylemi durumlarında nasıl yardım isteyeceklerini de öğretiyor.
Küresel Bir Sorun: Çevrimiçi Radikalleşme
Hollanda'daki bu girişim, dünya genelinde artan bir endişeye yanıt veriyor: gençlerin çevrimiçi platformlarda radikalleşmesi. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı'nın 2023 raporuna göre, 15-24 yaş arası gençlerin %40'ı çevrimiçi nefret söylemine maruz kaldığını bildiriyor. Özellikle kadın düşmanı içerikler, oyun platformları, sosyal medya ve özel mesajlaşma grupları üzerinden hızla yayılıyor. 'Adolescence' dizisi, bu olguyu ana akım bir anlatıya taşıyarak hem aileler hem de eğitimciler için bir uyarı niteliği taşıyor. Dizi, İngiltere'de yayınlandığı ilk hafta içinde en çok izlenen yapımlardan biri oldu ve birçok ülkede okullarda tartışma konusu haline geldi.
Hollanda Eğitim Bakanlığı, benzer programların ülke genelinde yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütüyor. Bakanlık sözcüsü, "Dijital okuryazarlık artık müfredatın ayrılmaz bir parçası. 'Adolescence' gibi yapımlar, soyut kavramları somutlaştırarak öğrencilerin konuyu daha derinlemesine anlamasını sağlıyor" açıklamasında bulundu. Uzmanlar ise dizinin tek başına yeterli olmadığını, ailelerin ve toplumun da bu mücadelede aktif rol alması gerektiğini belirtiyor.
Öğrencilerin program hakkındaki geri bildirimleri genel olarak olumlu. Bir öğrenci, "Diziyi izledikten sonra internette gördüğüm bazı şeylerin aslında ne kadar zararlı olduğunu fark ettim. Artık bu tür içeriklere karşı daha dikkatliyim" dedi. Bir başka öğrenci ise, "Arkadaşlarım arasında bu tür şakalar yapanlar vardı, artık bunun neden yanlış olduğunu daha iyi anlıyorum" ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hollanda'da okullarda 'Adolescence' dizisinin ders olarak okutulması, Türkiye için de önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de genç nüfusun dijital platformlarda geçirdiği süre her geçen yıl artıyor ve çevrimiçi nefret söylemi, kadın düşmanlığı gibi sorunlar Türkiye'de de yaygınlaşıyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın müfredatına dijital okuryazarlık ve etik dersleri eklemesi, gençleri bu tehlikelerden koruyabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi kültürel bağlamına uygun içerikler üretmesi ve yerli dizilerle benzer farkındalık çalışmaları yapması faydalı olacaktır. Avrupa'daki bu tür uygulamalar, Türkiye'nin AB ile eğitim alanındaki iş birliğini güçlendirebilir ve gençlerin radikalleşmesini önlemede ortak stratejiler geliştirilmesine katkı sağlayabilir.